nervous
//ˈnɜːrvəs//
Çeviri
gergin, sinirli
Tanım
Nervous, bir kişinin endişeli, tedirgin veya sinirli olduğu duygusal durumu ifade eder. Genellikle beklenen bir olay, önemli bir an veya stresli bir durum öncesinde ortaya çıkan huzursuzluk ve kaygı halidir. Bu kelime, fiziksel belirtilerle de ilişkilendirilebilir; örneğin ellerin titremesi, kalbin hızlı atması veya terleme gibi. Günlük konuşmalarda sıkça kullanılır ve bir kişinin rahatlayamadığı, sürekli bir endişe içinde olduğu anlamına gelir. Örneğin, sınav öncesi veya topluluk önünde konuşma yaparken hissedilen duygu bu şekilde tanımlanır.
Örnek
“She felt nervous before her job interview.”
İş görüşmesi öncesinde gergin hissetti.
“He gets nervous when he has to speak in public.”
Topluluk önünde konuşması gerektiğinde sinirli oluyor.
“The students were nervous about the exam results.”
Öğrenciler sınav sonuçları konusunda gergindi.
“I always feel nervous before a big presentation.”
Büyük bir sunum öncesinde her zaman gergin hissederim.
“His nervous laughter gave away his anxiety.”
Sinirli kahkahası kaygısını ele verdi.
“She was too nervous to eat anything before the flight.”
Uçuş öncesinde yemek yiyemeyecek kadar gergindi.
“The dog seemed nervous around strangers.”
Köpek yabancıların yanında sinirli görünüyordu.
“He felt nervous as he waited for the doctor's call.”
Doktorun aramasını beklerken gergin hissetti.
“She bit her nails when she was nervous.”
Sinirli olduğunda tırnaklarını yerdi.
“The nervous candidate stumbled over his words during the debate.”
Sinirli aday tartışma sırasında kelimelerde takıldı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1sinirli, gergin (duygusal durum)(bu sayfa)
- B2sinir sistemi ile ilgili (tıbbi/anatomik)Bu anlama git