fan
//fæn//
Çeviri
hayran, fanatik, meraklısı
Tanım
Bir kişi, grup, etkinlik veya hobiye karşı yoğun ilgi ve beğeni duyan kişiye fan denir. Bu kelime genellikle spor takımları, müzik grupları, ünlüler veya belirli bir uğraş (örneğin film, dizi, kitap serisi) için tutkulu bir takipçiyi tanımlar. Fanlar, ilgi duydukları şey hakkında derin bilgi sahibi olabilir, etkinliklere katılır veya koleksiyon yaparlar. Günlük dilde sıkça kullanılan bu terim, olumlu bir bağlılığı ifade eder.
Örnek
“She is a huge fan of the local football team and never misses a match.”
O, yerel futbol takımının büyük bir hayranıdır ve asla bir maçı kaçırmaz.
“My brother is a die-hard fan of that rock band; he has all their albums.”
Kardeşim o rock grubunun ölümüne bir hayranıdır; tüm albümlerine sahiptir.
“As a fan of science fiction, I read every book in the series.”
Bilim kurgu meraklısı olarak, serideki her kitabı okudum.
“The actor waved to his fans waiting outside the theater.”
Aktör, tiyatronun dışında bekleyen hayranlarına el salladı.
“Being a fan of vintage cars, he spends weekends at classic car shows.”
Vintage araba meraklısı olduğu için hafta sonlarını klasik araba gösterilerinde geçirir.
“Thousands of fans gathered at the concert to see their favorite singer.”
Binlerce hayran, en sevdikleri şarkıcıyı görmek için konserde toplandı.
“I'm not a big fan of spicy food, but I'll try a little.”
Baharatlı yemeğin büyük bir hayranı değilim, ama biraz deneyeceğim.
“The team's fans celebrated the victory all night long.”
Takımın taraftarları zaferi bütün gece kutladı.
“She is a devoted fan of the author and has read all his novels.”
O, yazarın sadık bir hayranıdır ve tüm romanlarını okumuştur.
“Fan clubs often organize events for members to meet and share their interests.”
Hayran kulüpleri, üyelerin buluşup ilgi alanlarını paylaşması için sık sık etkinlikler düzenler.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A1hayran (kişi)Bu anlama git
- A2vantilatör, pervaneBu anlama git
- B1fanatik, meraklısı(bu sayfa)