encourage
//ɪnˈkʌrɪdʒ//
Çeviri
cesaretlendirmek, teşvik etmek
Tanım
Bir kişiye bir şey yapması için güven, destek veya motivasyon vermek anlamına gelir. Genellikle olumlu bir eylemi, çabayı veya davranışı desteklemek için kullanılır. Örneğin, bir öğretmen öğrencisini daha çok çalışması için cesaretlendirebilir veya bir arkadaş zor bir durumda diğerini teşvik edebilir. Bu kelime, birine moral vermek, umut aşılamak veya bir hedefe ulaşması için destek olmak gibi durumları ifade eder. Günlük hayatta sıkça kullanılan bir fiildir ve genellikle olumlu bir niyet taşır.
Örnek
“My teacher always encourages me to try my best.”
Öğretmenim her zaman elimden gelenin en iyisini yapmam için beni cesaretlendirir.
“She encouraged her friend to apply for the job.”
Arkadaşını işe başvurması için teşvik etti.
“The coach's words encouraged the team before the match.”
Antrenörün sözleri maçtan önce takımı cesaretlendirdi.
“Parents should encourage their children to read more books.”
Ebeveynler çocuklarını daha fazla kitap okumaya teşvik etmelidir.
“His success encouraged others to follow their dreams.”
Başarısı başkalarını hayallerinin peşinden gitmeye cesaretlendirdi.
“We need to encourage recycling in our community.”
Toplumumuzda geri dönüşümü teşvik etmeliyiz.
“The warm weather encouraged us to go for a walk.”
Sıcak hava bizi yürüyüşe çıkmaya teşvik etti.
“He encouraged his sister to learn a new language.”
Kız kardeşini yeni bir dil öğrenmesi için cesaretlendirdi.
“Positive feedback encourages employees to work harder.”
Olumlu geri bildirim çalışanları daha çok çalışmaya teşvik eder.
“The charity event encouraged donations for the homeless.”
Hayır etkinliği evsizler için bağışları teşvik etti.
Eş anlamlılar