drown
//draʊn//
Çeviri
boğulmak
Tanım
Drown, bir sıvı içinde (genellikle suda) nefes alamayarak ölme veya öldürme eylemini ifade eder. Bu kelime, bir canlının sıvıya batması ve solunum yolunun sıvıyla dolması sonucu oksijensiz kalması anlamında kullanılır. Daha geniş anlamda, bir şeyin aşırı miktarda sıvı veya başka bir madde tarafından kaplanarak işlevini yitirmesi veya bastırılması durumlarında da mecazi olarak kullanılabilir. Örneğin, 'drown out' ifadesi bir sesin başka bir ses tarafından bastırılması anlamına gelir. Bu kelime genellikle trajik kazalar, intihar veya cinayet bağlamlarında geçer ve güçlü bir duygusal etki taşır.
Örnek
“The lifeguard saved the child from drowning in the pool.”
Cankurtaran, çocuğu havuzda boğulmaktan kurtardı.
“He nearly drowned when his boat capsized in the storm.”
Fırtınada teknesi alabora olduğunda neredeyse boğuluyordu.
“The floodwaters rose quickly, and many animals drowned.”
Sel suları hızla yükseldi ve birçok hayvan boğuldu.
“She tried to drown her sorrows in alcohol after the breakup.”
Ayrılıktan sonra acısını alkolde boğmaya çalıştı.
“The loud music drowned out our conversation.”
Yüksek müzik sohbetimizi bastırdı.
“If you fall into the river, try not to panic or you might drown.”
Nehre düşersen panik yapmamaya çalış, yoksa boğulabilirsin.
“The kitten was rescued just before it drowned in the pond.”
Kedi yavrusu, gölette boğulmadan hemen önce kurtarıldı.
“He drowned the vegetables in butter and cream.”
Sebzeleri tereyağı ve kremaya boğdu.
“The shipwreck survivors drowned one by one in the icy water.”
Gemi kazasından kurtulanlar, buz gibi suda birer birer boğuldular.
“Her screams were drowned by the roar of the waterfall.”
Çığlıkları şelalenin gürültüsü tarafından bastırıldı.
Eş anlamlılar