breathe
//briːð//
Çeviri
nefes almak
Tanım
Breathe, akciğerlere hava çekip verme eylemidir; canlıların oksijen alıp karbondioksit vermesini sağlayan temel bir fizyolojik süreçtir. Günlük hayatta sıkça kullanılan bu fiil, hem fiziksel bir eylemi hem de mecazi olarak rahatlama veya canlanma anlamını taşıyabilir. Örneğin, derin bir nefes almak sakinleşmeyi ifade ederken, 'breathe freely' özgürce nefes almak, bir yükten kurtulmayı simgeler. Bu kelime, konuşma dilinde de yaygındır ve genellikle A1-A2 seviyesindeki öğrenciler için temel kelimeler arasında yer alır.
Örnek
“Remember to breathe deeply during the meditation.”
Meditasyon sırasında derin nefes almayı unutma.
“She couldn't breathe because of the smoke in the room.”
Odadaki duman yüzünden nefes alamıyordu.
“After running for ten minutes, he stopped to breathe.”
On dakika koştuktan sonra nefes almak için durdu.
“The doctor told him to breathe slowly and calmly.”
Doktor ona yavaş ve sakin bir şekilde nefes almasını söyledi.
“Fish breathe through their gills underwater.”
Balıklar su altında solungaçlarıyla nefes alır.
“He felt so relieved that he could finally breathe freely.”
Sonunda özgürce nefes alabildiği için çok rahatladı.
“Don't hold your breath; just breathe normally.”
Nefesini tutma; sadece normal şekilde nefes al.
“The baby was learning to breathe on its own after birth.”
Bebek, doğumdan sonra kendi başına nefes almayı öğreniyordu.
“She breathed in the fresh mountain air with joy.”
Dağın temiz havasını neşeyle içine çekti.
“In yoga class, we focus on how to breathe properly.”
Yoga dersinde doğru nefes almanın üzerinde duruyoruz.
Eş anlamlılar