argue
//ˈɑːrɡjuː//
Çeviri
tartışmak
Tanım
Argue, bir konu hakkında fikir ayrılığı yaşandığında, genellikle duygusal veya mantıksal gerekçelerle karşılıklı olarak görüş bildirme eylemidir. Bu fiil, hem günlük hayatta anlaşmazlıkları ifade etmek için kullanılır hem de akademik veya hukuki bağlamlarda bir tezi savunmak anlamına gelebilir. Örneğin, iki arkadaş bir film hakkında tartışabilirken, bir avukat mahkemede müvekkilini savunmak için argümanlar sunar. Argue kelimesi, genellikle ses tonunun yükseldiği veya duyguların yoğun olduğu durumları çağrıştırsa da, her zaman kavgacı bir anlam taşımaz; bazen yapıcı bir fikir alışverişi de olabilir. Bu kelimenin başka anlamları da vardır (örneğin, 'kanıt göstermek' veya 'bir şeyin lehinde konuşmak'), ancak burada en yaygın kullanımı olan 'tartışmak' anlamına odaklanılmıştır.
Örnek
“They often argue about politics at dinner.”
Akşam yemeğinde sık sık siyaset hakkında tartışırlar.
“I don't want to argue with you over such a small issue.”
Böyle küçük bir konu yüzünden seninle tartışmak istemiyorum.
“The lawyers argued the case for hours in court.”
Avukatlar davayı mahkemede saatlerce tartıştı.
“She argued that the new policy would harm the environment.”
Yeni politikanın çevreye zarar vereceğini savundu.
“Stop arguing and try to find a solution together.”
Tartışmayı bırakın ve birlikte bir çözüm bulmaya çalışın.
“He argued with his brother about who should clean the room.”
Odasını kimin temizlemesi gerektiği konusunda kardeşiyle tartıştı.
“The professor argued convincingly in favor of the theory.”
Profesör, teori lehinde ikna edici bir şekilde tartıştı.
“They argued loudly, but later made up.”
Yüksek sesle tartıştılar, ancak daha sonra barıştılar.
“I argued with my parents about my career choices.”
Kariyer seçimlerim hakkında ailemle tartıştım.
“It's pointless to argue with someone who won't listen.”
Dinlemeyen biriyle tartışmak anlamsızdır.
Eş anlamlılar