treasure
//ˈtreʒər//
Çeviri
hazine
Tanım
Treasure, değerli madenler, mücevherler veya tarihi öneme sahip eşyalar gibi yüksek maddi veya manevi değeri olan birikimdir. Genellikle gizlenmiş, gömülmüş veya kaybolmuş olarak bulunur ve keşfi heyecan verici bir olaydır. Günlük dilde, bir kişi için çok değerli olan herhangi bir şey (örneğin, bir anı, bir yetenek veya bir ilişki) için de mecazi olarak kullanılır. Bu kelime hem somut nesneleri hem de soyut kavramları ifade edebilir; örneğin, bir aile yadigârı somut bir hazineyken, bir çocuğun saflığı soyut bir hazine olarak görülebilir. Korsan hikâyelerinde sıkça geçen bu terim, aynı zamanda arkeolojik kazılarda bulunan tarihi eserler için de kullanılır.
Örnek
“The pirates buried their treasure on a deserted island.”
Korsanlar hazinelerini ıssız bir adaya gömdüler.
“She considers her grandmother's ring a family treasure.”
Büyükannesinin yüzüğünü bir aile hazinesi olarak görüyor.
“The museum displayed a treasure of ancient gold coins.”
Müze, antik altın paralardan oluşan bir hazine sergiledi.
“Finding a true friend is like discovering a hidden treasure.”
Gerçek bir arkadaş bulmak, gizli bir hazine keşfetmek gibidir.
“The old map led them to a treasure chest full of jewels.”
Eski harita onları mücevherlerle dolu bir hazine sandığına götürdü.
“He treasures every moment spent with his children.”
Çocuklarıyla geçirdiği her anı hazine olarak görür.
“The library is a treasure of knowledge for the community.”
Kütüphane, toplum için bir bilgi hazinesidir.
“Archaeologists uncovered a treasure of artifacts from the Roman era.”
Arkeologlar Roma dönemine ait bir eser hazinesi ortaya çıkardılar.
“Her smile is a treasure that brightens my day.”
Onun gülümsemesi, günümü aydınlatan bir hazinedir.
“The company's database is a treasure of customer insights.”
Şirketin veritabanı, müşteri içgörüleri açısından bir hazinedir.
Eş anlamlılar