thunder
//ˈθʌndər//
Çeviri
gök gürültüsü
Tanım
Thunder, gök gürültüsü anlamına gelir ve genellikle şimşek çakmasının ardından duyulan yüksek, gürleyen sestir. Bu doğa olayı, hava sıcaklığının ani yükselmesiyle oluşan ses dalgalarından kaynaklanır. Thunder, fırtınalı havalarda sıkça duyulur ve hem korkutucu hem de etkileyici bir sestir. Günlük dilde mecazi olarak da kullanılabilir, örneğin bir kişinin öfkesini veya bir olayın şiddetini anlatmak için "thunder" ifadesi tercih edilebilir. Bu kelime, doğa betimlemelerinde ve hava durumu raporlarında yaygındır.
Örnek
“The thunder was so loud that it shook the windows.”
Gök gürültüsü o kadar yüksekti ki pencereleri salladı.
“We saw lightning first, then heard the thunder a few seconds later.”
Önce şimşeği gördük, ardından birkaç saniye sonra gök gürültüsünü duyduk.
“The dog hides under the bed whenever there is thunder.”
Köpek, gök gürültüsü olduğunda her zaman yatağın altına saklanır.
“A loud clap of thunder woke me up in the middle of the night.”
Gece yarısı yüksek bir gök gürültüsü patlaması beni uyandırdı.
“The storm brought heavy rain and continuous thunder.”
Fırtına, şiddetli yağmur ve sürekli gök gürültüsü getirdi.
“Children often get scared by the sound of thunder.”
Çocuklar genellikle gök gürültüsü sesinden korkar.
“The thunder rolled across the valley for several minutes.”
Gök gürültüsü vadide birkaç dakika boyunca yankılandı.
“I love watching thunderstorms from the safety of my home, especially the thunder.”
Evimin güvenliğinden gök gürültülü fırtınaları izlemeyi, özellikle de gök gürültüsünü severim.
“The sudden thunder made everyone jump.”
Ani gök gürültüsü herkesi sıçrattı.
“After the thunder passed, the rain began to fall gently.”
Gök gürültüsü geçtikten sonra yağmur hafifçe yağmaya başladı.
Eş anlamlılar