sheriff
//ˈʃerɪf//
Çeviri
şerif
Tanım
Sheriff, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir ilçenin (county) baş kolluk görevlisi olan, genellikle seçimle işbaşına gelen ve mahkeme kararlarını uygulama, hapishaneyi yönetme ve ilçe genelinde asayişi sağlama yetkisine sahip kamu görevlisidir. Bu unvan, Birleşik Krallık'ta daha çok törensel bir role işaret ederken, ABD'de aktif bir polislik ve adli görev tanımı içerir. Bir şerif, ilçe sınırları içinde yasaları uygular, tutuklama emirlerini yerine getirir ve genellikle seçmenlerine karşı sorumludur. Kelime, Batı filmlerinde sıkça karşımıza çıkan, kasabayı koruyan otorite figürünü de çağrıştırır.
Örnek
“The sheriff arrested the suspect for breaking into the store.”
Şerif, mağazaya zorla giren şüpheliyi tutukladı.
“In many small towns, the sheriff is elected by the local residents.”
Birçok küçük kasabada şerif, yerel halk tarafından seçilir.
“The sheriff's department is responsible for patrolling the rural areas.”
Şerif departmanı, kırsal alanlarda devriye gezmekten sorumludur.
“When the court issued a warrant, the sheriff served it immediately.”
Mahkeme bir tutuklama emri çıkardığında, şerif hemen tebliğ etti.
“The old Western movie featured a brave sheriff who fought outlaws.”
Eski Batı filminde, kanun kaçaklarıyla savaşan cesur bir şerif vardı.
“The sheriff asked the deputy to check the abandoned house.”
Şerif, yardımcısına terk edilmiş evi kontrol etmesini söyledi.
“During the emergency, the sheriff coordinated the evacuation efforts.”
Acil durum sırasında şerif, tahliye çalışmalarını koordine etti.
“The sheriff's badge is a symbol of authority in the county.”
Şerifin rozeti, ilçedeki otoritenin bir sembolüdür.
“After the robbery, the sheriff questioned all the witnesses.”
Soygunun ardından şerif, tüm tanıkları sorguladı.
“The new sheriff promised to reduce crime in the community.”
Yeni şerif, toplumdaki suçu azaltma sözü verdi.
Eş anlamlılar