shallow
//ˈʃæloʊ//
Çeviri
sığ
Tanım
Shallow, bir şeyin derin olmadığını, yüzeye yakın olduğunu ifade eder. Genellikle su kütleleri için kullanılır: sığ bir göl veya havuz, dibe yakın olduğu için ayakta durmayı kolaylaştırır. Mecazi anlamda ise bir kişinin düşüncelerinin, duygularının veya bilgisinin yüzeysel olduğunu, derinlikten yoksun olduğunu belirtir. Örneğin, sığ bir sohbet, önemsiz konulara odaklanır ve gerçek anlamda bir bağ kurmaz. Bu kelime, fiziksel ve soyut bağlamlarda yaygın olarak kullanılır; günlük dilde hem olumlu (örneğin çocuklar için güvenli sığ su) hem de olumsuz (yüzeysel kişilik) çağrışımlar taşıyabilir.
Örnek
“The water in this part of the lake is very shallow, so children can play safely.”
Gölün bu kısmındaki su çok sığ, bu yüzden çocuklar güvenle oynayabilir.
“He only cares about appearance; his personality is quite shallow.”
O sadece görünüşü önemser; kişiliği oldukça sığ.
“We had to cross a shallow river to reach the village.”
Köye ulaşmak için sığ bir nehri geçmek zorunda kaldık.
“Her shallow understanding of the topic was obvious during the discussion.”
Konuyla ilgili sığ anlayışı tartışma sırasında belliydi.
“The pool has a shallow end for beginners and a deep end for experienced swimmers.”
Havuzun yeni başlayanlar için sığ bir ucu ve deneyimli yüzücüler için derin bir ucu var.
“Don't be so shallow; try to understand the deeper meaning of the story.”
Bu kadar sığ olma; hikayenin daha derin anlamını anlamaya çalış.
“The roots of the plant spread in the shallow soil just beneath the surface.”
Bitkinin kökleri, yüzeyin hemen altındaki sığ toprakta yayılır.
“His shallow breathing worried the doctor.”
Sığ nefes alması doktoru endişelendirdi.
“They built a small bridge over the shallow creek.”
Sığ dere üzerine küçük bir köprü inşa ettiler.
“A shallow person often judges others based on material wealth.”
Sığ bir insan genellikle başkalarını maddi zenginliğe göre yargılar.
Eş anlamlılar