ridiculous
//rɪˈdɪkjələs//
Çeviri
gülünç, saçma
Tanım
Ridiculous, bir şeyin mantıksız, aşırı veya aptalca olduğunu ve bu nedenle gülünç, komik veya saçma bulunduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle onaylamadığınız, beğenmediğiniz veya aşırı bulduğunuz bir durumu, fikri, davranışı veya görünüşü tanımlamak için kullanılır. Bu kelime, bir şeyin ciddiye alınamayacak kadar saçma olduğu hissini verir ve hem günlük konuşmada hem de yazı dilinde yaygındır.
Örnek
“The price they are asking for that tiny apartment is absolutely ridiculous.”
O küçük daire için istedikleri fiyat kesinlikle saçma.
“She wore a ridiculous hat with plastic flowers to the formal meeting.”
Resmi toplantıya plastik çiçekli gülünç bir şapka taktı.
“It's ridiculous to wait in line for three hours just to buy a cup of coffee.”
Sadece bir fincan kahve almak için üç saat sırada beklemek saçmalık.
“His excuse for being late was so ridiculous that nobody believed him.”
Geç kalma bahanesi o kadar gülünçtü ki kimse ona inanmadı.
“The movie's plot was ridiculous, but we still enjoyed it because it was funny.”
Filmin konusu saçmaydı ama yine de eğlendik çünkü komikti.
“I think it's ridiculous that they banned students from bringing their own lunch.”
Öğrencilerin kendi yemeklerini getirmesini yasaklamalarının saçma olduğunu düşünüyorum.
“He made a ridiculous attempt to fix the computer by hitting it.”
Bilgisayarı ona vurarak tamir etmek için gülünç bir girişimde bulundu.
“The amount of paperwork required for a simple application is ridiculous.”
Basit bir başvuru için gereken evrak miktarı saçma.
“Her fear of butterflies is a bit ridiculous, don't you think?”
Kelebeklerden korkması biraz gülünç değil mi sence?
“They gave a ridiculous explanation that didn't answer any of our questions.”
Sorularımızdan hiçbirine cevap vermeyen saçma bir açıklama yaptılar.
Eş anlamlılar