rib
//rɪb//
Çeviri
kaburga
Tanım
Rib, insan ve hayvan vücudunda göğüs kafesini oluşturan, omurgadan sternuma (göğüs kemiğine) doğru uzanan eğri kemiklerden her biridir. İnsanda 12 çift olarak bulunan kaburgalar, akciğer ve kalp gibi hayati organları korurken solunum hareketlerine de yardımcı olur. Günlük dilde genellikle anatomik bir terim olarak kullanılır, ayrıca yemeklerde (örneğin domuz kaburgası) veya mecazi anlamda (birine takılma, şaka yapma) da geçebilir. Bu kelimenin başka anlamları da vardır (örneğin bir şeyin iskelet yapısı veya örgüde bir desen), ancak burada en yaygın anlamı olan kemik üzerinde durulmuştur.
Örnek
“He broke a rib in the car accident.”
Araba kazasında bir kaburgasını kırdı.
“The doctor examined my ribs to check for fractures.”
Doktor, kırık olup olmadığını kontrol etmek için kaburgalarımı muayene etti.
“She felt a sharp pain in her ribs after coughing.”
Öksürdükten sonra kaburgalarında keskin bir ağrı hissetti.
“The ribs protect the lungs and heart.”
Kaburgalar akciğerleri ve kalbi korur.
“We ordered barbecue ribs for dinner.”
Akşam yemeği için barbekü kaburga sipariş ettik.
“He has a tattoo of a dragon on his rib cage.”
Kaburga kafesinde bir ejderha dövmesi var.
“The boxer suffered a bruised rib after the fight.”
Boksör, maçtan sonra kaburga ezilmesi yaşadı.
“You can feel your ribs if you press gently on your sides.”
Yanlarına hafifçe bastırırsan kaburgalarını hissedebilirsin.
“The skeleton had several missing ribs.”
İskelette birkaç kaburga kemiği eksikti.
“She wore a tight dress that outlined her ribs.”
Kaburgalarını belli eden dar bir elbise giydi.
Eş anlamlılar