modest
//ˈmɒdɪst//
Çeviri
mütevazı, alçakgönüllü
Tanım
Modest, bir kişinin başarıları, yetenekleri veya statüsü hakkında abartılı veya övünerek konuşmaması, kendini olduğundan daha büyük göstermemesi anlamına gelir. Bu sıfat, genellikle bir kişinin karakterini tanımlarken kullanılır ve olumlu bir özellik olarak kabul edilir. Mütevazı insanlar, başkalarının takdirini kazanmaya çalışmaz, aksine sade ve doğal bir duruş sergiler. Ayrıca 'modest', bir şeyin boyut, miktar veya kapsam açısından küçük, sınırlı veya iddiasız olduğunu ifade edebilir. Örneğin, 'modest bir ev' veya 'modest bir maaş' gibi kullanımlarda, aşırılıktan uzak, makul ve ölçülü bir durumu belirtir. Günlük dilde hem kişisel özellikler hem de nesneler için yaygın olarak kullanılan bir kelimedir.
Örnek
“Despite winning the award, she remained modest and thanked her team.”
Ödülü kazanmasına rağmen, mütevazı kaldı ve ekibine teşekkür etti.
“He lives in a modest apartment in the city center.”
Şehir merkezinde mütevazı bir apartman dairesinde yaşıyor.
“Her modest salary was just enough to cover basic expenses.”
Mütevazı maaşı, temel masrafları karşılamaya ancak yetiyordu.
“The artist's modest attitude made him popular among his peers.”
Sanatçının alçakgönüllü tavrı, onu akranları arasında popüler yaptı.
“They made a modest proposal to improve the local park.”
Yerel parkı iyileştirmek için mütevazı bir öneride bulundular.
“She wore a modest dress to the formal event.”
Resmi etkinliğe mütevazı bir elbise giydi.
“His modest contribution to the project was still valuable.”
Projeye yaptığı mütevazı katkı yine de değerliydi.
“The company reported a modest increase in profits this quarter.”
Şirket bu çeyrekte mütevazı bir kâr artışı bildirdi.
“Being modest is a virtue that many people admire.”
Alçakgönüllü olmak, birçok insanın hayran olduğu bir erdemdir.
“They started with a modest budget but achieved great results.”
Mütevazı bir bütçeyle başladılar ama büyük sonuçlar elde ettiler.
Eş anlamlılar