miserable
//ˈmɪzərəbəl//
Çeviri
perişan, sefil
Tanım
Miserable, bir kişinin veya durumun aşırı derecede mutsuz, acı verici veya içler acısı olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle fiziksel veya duygusal bir rahatsızlık, yoksulluk veya hayal kırıklığı sonucu hissedilen derin bir üzüntüyü tanımlar. Örneğin, hasta bir kişi kendini perişan hissedebilir veya kötü hava koşulları bir günü sefil hale getirebilir. Bu kelime, bir durumun kalitesizliğini veya yetersizliğini vurgulamak için de kullanılır; örneğin, 'miserable weather' (berbat hava) ifadesinde olduğu gibi. Günlük konuşmalarda sıkça kullanılan bu sıfat, güçlü bir olumsuzluk taşır.
Örnek
“After losing his job, he felt completely miserable.”
İşini kaybettikten sonra kendini tamamen perişan hissetti.
“The homeless man lived a miserable life on the streets.”
Evsiz adam sokaklarda sefil bir hayat yaşadı.
“She was miserable because of the constant rain during her vacation.”
Tatili boyunca sürekli yağmur yüzünden perişan oldu.
“The puppy looked miserable and shivering in the cold.”
Köpek yavrusu soğukta perişan ve titriyor görünüyordu.
“He gave a miserable excuse for being late.”
Geç kalmak için berbat bir bahane uydurdu.
“The team's performance was miserable, losing 5-0.”
Takımın performansı sefildi, 5-0 kaybettiler.
“I felt miserable after eating too much at the party.”
Partide çok fazla yedikten sonra kendimi perişan hissettim.
“They lived in a miserable little hut with no electricity.”
Elektriği olmayan sefil bir kulübede yaşıyorlardı.
“Her miserable expression told me she had failed the exam.”
Perişan ifadesi bana sınavda başarısız olduğunu söyledi.
“The weather was miserable, with heavy rain and strong winds.”
Hava berbattı, şiddetli yağmur ve kuvvetli rüzgar vardı.
Eş anlamlılar