journey
//ˈdʒɜːrni//
Çeviri
yolculuk
Tanım
Journey, bir yerden başka bir yere genellikle uzun mesafeli seyahat etme eylemini ifade eder. Bu kelime, fiziksel bir yolculuğun yanı sıra mecazi anlamda kişisel gelişim veya keşif sürecini de tanımlayabilir. Günlük kullanımda, bir noktadan diğerine varış amacıyla yapılan seyahatleri kapsar; kısa mesafeli gezilerden ziyade daha anlamlı veya uzun süreli hareketleri çağrıştırır. Örneğin, bir ülkeyi keşfetmek veya bir hedefe ulaşmak için yapılan seyahatler journey olarak adlandırılır. Bu kelimenin başka anlamları da vardır, ancak burada en yaygın kullanımı olan fiziksel yolculuk anlamına odaklanılmıştır.
Örnek
“Our journey across Europe took three weeks.”
Avrupa boyunca yaptığımız yolculuk üç hafta sürdü.
“She documented her journey through the desert in a diary.”
Çöldeki yolculuğunu bir günlükte belgeledi.
“The journey to the summit was exhausting but rewarding.”
Zirveye yapılan yolculuk yorucuydu ama ödüllendiriciydi.
“He started his journey early in the morning to avoid traffic.”
Trafikten kaçınmak için yolculuğuna sabah erken başladı.
“The train journey offered stunning views of the countryside.”
Tren yolculuğu kırsalın muhteşem manzaralarını sundu.
“Their journey to find a new home was filled with challenges.”
Yeni bir ev bulma yolculukları zorluklarla doluydu.
“A long journey often requires careful planning.”
Uzun bir yolculuk genellikle dikkatli planlama gerektirir.
“The journey back to the city was quicker than expected.”
Şehre dönüş yolculuğu beklenenden daha hızlıydı.
“Every journey begins with a single step.”
Her yolculuk tek bir adımla başlar.
“They shared stories during the journey to pass the time.”
Zaman geçirmek için yolculuk sırasında hikayeler paylaştılar.
Eş anlamlılar