impatient
//ɪmˈpeɪʃənt//
Çeviri
sabırsız
Tanım
İmpatient, bir durumun veya olayın sonucunu beklemekte zorlanan, huzursuzluk ve acelecilik hisseden kişiyi tanımlayan bir sıfattır. Genellikle gecikmelerden rahatsız olma, bir an önce harekete geçme isteği veya başkalarının yavaşlığına tahammülsüzlük gibi durumlarda kullanılır. Günlük konuşmalarda sıkça yer alan bu kelime, olumsuz bir duyguyu ifade eder ve sabırlı olmanın zıddıdır. Örneğin, bir randevuda beklerken veya bir sonucu öğrenmek için heyecanlanırken sabırsız davranabiliriz.
Örnek
“She became impatient waiting for the bus.”
Otobüsü beklerken sabırsızlandı.
“He is impatient with slow internet connections.”
Yavaş internet bağlantılarına karşı sabırsızdır.
“The children grew impatient during the long ceremony.”
Çocuklar uzun tören sırasında sabırsızlandı.
“Don't be so impatient; good things take time.”
Bu kadar sabırsız olma; güzel şeyler zaman alır.
“My boss is impatient with employees who make mistakes.”
Patronum hata yapan çalışanlara karşı sabırsızdır.
“She tapped her foot impatiently while waiting in line.”
Sırada beklerken sabırsızca ayağını yere vurdu.
“He was impatient to start his new job.”
Yeni işine başlamak için sabırsızlanıyordu.
“The impatient driver honked his horn repeatedly.”
Sabırsız sürücü defalarca kornaya bastı.
“I'm getting impatient with this slow progress.”
Bu yavaş ilerlemeden dolayı sabırsızlanıyorum.
“She gave an impatient sigh when the meeting ran late.”
Toplantı uzayınca sabırsız bir iç çekti.
Eş anlamlılar