hut
//hʌt//
Çeviri
kulübe
Tanım
Hut, genellikle ahşap, saman veya metal gibi basit malzemelerden yapılmış, küçük ve mütevazı bir barınak veya evdir. Bu yapılar genellikle kırsal alanlarda, dağlarda veya geçici konaklama amaçlı kullanılır; içinde temel yaşam alanı bulunur. Hut kelimesi, ilkel veya geçici bir sığınak anlamını taşır ve çoğunlukla doğal ortamlarda, kamp alanlarında veya tarım bölgelerinde görülür. Günlük dilde, küçük ve basit bir evi ifade etmek için de kullanılabilir.
Örnek
“The shepherd lived in a small hut on the hillside.”
Çoban, yamaçtaki küçük bir kulübede yaşıyordu.
“We built a wooden hut near the river for fishing trips.”
Balıkçılık gezileri için nehrin yanına tahta bir kulübe inşa ettik.
“During the storm, they took shelter in an abandoned hut.”
Fırtına sırasında terk edilmiş bir kulübeye sığındılar.
“The hut had a thatched roof and dirt floor.”
Kulübenin sazdan bir çatısı ve toprak zemini vardı.
“Hikers often stay in mountain huts along the trail.”
Yürüyüşçüler genellikle patika boyunca dağ kulübelerinde kalır.
“He converted an old hut into a workshop.”
Eski bir kulübeyi atölyeye dönüştürdü.
“The hut was barely large enough for two people.”
Kulübe iki kişi için zar zor yeterli büyüklükteydi.
“Farmers use the hut to store tools and hay.”
Çiftçiler kulübeyi aletleri ve samanı depolamak için kullanır.
“A small hut stood alone in the middle of the field.”
Tarlanın ortasında tek başına küçük bir kulübe duruyordu.
“They spent the night in a beach hut listening to the waves.”
Geceyi bir plaj kulübesinde dalgaları dinleyerek geçirdiler.
Eş anlamlılar