heaven
//ˈhɛv.ən//
Çeviri
cennet
Tanım
Heaven, birçok dini inanışta iyi ve erdemli insanların ölümden sonra gittiğine inanılan, mutluluk ve huzur dolu ilahi bir mekandır. Aynı zamanda mecazi olarak, kişiye büyük mutluluk veren bir yer veya durumu tanımlamak için de kullanılır. Örneğin, 'This beach is heaven' cümlesi, plajın kişiye cennet gibi huzur ve mutluluk verdiğini ifade eder. Kelime, günlük konuşmalarda abartılı bir memnuniyet ifadesi olarak da sıkça yer alır.
Örnek
“After a long life of kindness, she believed she would go to heaven.”
Uzun ve iyilik dolu bir hayatın ardından cennete gideceğine inanıyordu.
“The view from the mountain was pure heaven.”
Dağdan görünen manzara tam bir cennetti.
“In many religions, heaven is a place of eternal peace.”
Birçok dinde cennet, sonsuz huzurun olduğu bir yerdir.
“Heaven forbid that we should ever face such a disaster again.”
Allah korusun, bir daha böyle bir felaketle karşılaşmayalım.
“She felt like she was in heaven when she held her newborn baby.”
Yeni doğan bebeğini kucağına aldığında kendini cennette gibi hissetti.
“The choir's singing sounded like it came from heaven.”
Koronun şarkı söyleyişi sanki cennetten geliyor gibiydi.
“Heaven knows how long we've been waiting for this moment.”
Allah bilir bu anı ne kadar bekledik.
“Some people imagine heaven as a garden with golden gates.”
Bazı insanlar cenneti altın kapıları olan bir bahçe olarak hayal eder.
“For a chocolate lover, this shop is heaven on earth.”
Bir çikolata sever için bu dükkan yeryüzünde cennettir.
“The idea of heaven gives comfort to many who have lost loved ones.”
Cennet fikri, sevdiklerini kaybeden birçok kişiye teselli verir.
Eş anlamlılar