gossip
//ˈɡɒsɪp//
Çeviri
dedikodu
Tanım
Gossip, başkalarının özel hayatları veya kişisel meseleleri hakkında, genellikle doğruluğu kanıtlanmamış veya abartılı bilgilerin konuşulmasıdır. Bu kelime hem bu tür konuşmaların kendisini (isim) hem de bu konuşmaları yapma eylemini (fiil olarak 'gossip about' şeklinde) ifade eder. Günlük hayatta sıkça kullanılan bir terim olup, çoğunlukla olumsuz bir çağrışım taşır; insanların arkasından konuşma, sırları yayma veya asılsız haberler üretme gibi durumları kapsar. Örneğin, iş yerinde bir çalışanın terfi haberinin yanlış bir şekilde yayılması veya komşular arasında bir aile hakkında konuşulması tipik dedikodu örnekleridir. Bu kelimenin ayrıca 'gossip' olarak bir kişiyi (dedikoducu) tanımlama anlamı da vardır.
Örnek
“She loves to gossip about her coworkers during lunch breaks.”
Öğle aralarında iş arkadaşları hakkında dedikodu yapmayı çok sever.
“I heard some gossip about the new manager's past.”
Yeni müdürün geçmişi hakkında bazı dedikodular duydum.
“Don't believe everything you hear; it's just gossip.”
Duyduğun her şeye inanma; bu sadece dedikodu.
“The gossip spread quickly through the small town.”
Dedikodu küçük kasabada hızla yayıldı.
“They were gossiping about their neighbor's new car.”
Komşularının yeni arabası hakkında dedikodu yapıyorlardı.
“Gossip can ruin reputations and cause unnecessary drama.”
Dedikodu itibarları mahvedebilir ve gereksiz dramalara yol açabilir.
“She is known as the office gossip because she talks about everyone.”
Herkes hakkında konuştuğu için ofisin dedikoducusu olarak bilinir.
“I try to avoid gossip because it's harmful and unproductive.”
Dedikodudan kaçınmaya çalışırım çünkü zararlı ve verimsizdir.
“The gossip about the celebrity's divorce was all over the internet.”
Ünlünün boşanmasıyla ilgili dedikodu internette her yerdeydi.
“Stop gossiping and focus on your own work.”
Dedikodu yapmayı bırak ve kendi işine odaklan.
Eş anlamlılar