drip
//drɪp//
Çeviri
damlama, damla
Tanım
Drip, bir sıvının küçük miktarlar halinde, genellikle düzenli aralıklarla akması veya düşmesi anlamına gelen bir fiil ve isimdir. Bu kelime, musluktan su sızması, yağmurun saçaktan damlaması veya tıbbi bir damlalıktan sıvı akışı gibi fiziksel durumları tanımlamak için kullanılır. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan bir kavramdır ve genellikle istenmeyen veya fark edilen küçük sıvı kayıplarını ifade eder. Ayrıca, argo kullanımda bir şeyin çok havalı veya etkileyici olduğunu belirtmek için de kullanılabilir (örneğin, 'That outfit is drip' - 'Bu kıyafet çok havalı'), ancak burada temel anlamı olan fiziksel damlama üzerinde durulacaktır.
Örnek
“The faucet has a slow drip that keeps me awake at night.”
Muslukta yavaş bir damlama var, bu da geceleri uyumamı engelliyor.
“I heard the drip of water from the leaky pipe in the basement.”
Bodrumdaki sızdıran borudan su damlamasını duydum.
“After the rain, the trees continued to drip water onto the ground.”
Yağmurdan sonra ağaçlar yere su damlatmaya devam etti.
“The nurse adjusted the drip to give the patient more fluids.”
Hemşire, hastaya daha fazla sıvı vermek için damlalığı ayarladı.
“Paint dripped from the brush onto the floor, creating a mess.”
Fırçadan yere boya damladı ve ortalığı karıştırdı.
“A single drip of sweat rolled down his forehead as he worked.”
Çalışırken alnından tek bir damla ter süzüldü.
“The drip of the melting ice cream left a trail on the table.”
Eriyen dondurmanın damlaması masada bir iz bıraktı.
“She placed a bucket under the drip to catch the water.”
Damlamayı yakalamak için suyun altına bir kova koydu.
“The constant drip from the air conditioner annoyed everyone in the room.”
Klimadan gelen sürekli damlama odadaki herkesi rahatsız etti.
“I could hear the drip of coffee from the percolator in the kitchen.”
Mutfaktaki cezveden kahve damlamasını duyabiliyordum.
Eş anlamlılar