drawer
//drɔːr//
Çeviri
çekmece
Tanım
Drawer, mobilyaların üzerinde veya içinde bulunan, öne doğru çekilerek açılan, eşya koymaya yarayan bölmeye verilen addır. Genellikle masa, dolap, komodin veya şifonyer gibi parçalarda bulunur. Günlük hayatta kıyafet, evrak, mutfak gereci gibi küçük eşyaları düzenli bir şekilde saklamak için kullanılır. Çekmeceler ahşap, plastik veya metal gibi farklı malzemelerden yapılabilir ve çoğunlukla bir kulp veya tutamakla donatılır.
Örnek
“She keeps her socks in the top drawer of the dresser.”
Çoraplarını şifonyerin üst çekmecesinde tutar.
“Can you open the kitchen drawer and get me a spoon?”
Mutfak çekmecesini açıp bana bir kaşık alır mısın?
“I found the old photos in the bottom drawer of the desk.”
Eski fotoğrafları masanın alt çekmecesinde buldum.
“The drawer is stuck; you might need to pull it harder.”
Çekmece sıkıştı; daha sert çekmen gerekebilir.
“He organized his tools neatly in the drawer of the workbench.”
Aletlerini çalışma tezgahının çekmecesine düzenli bir şekilde yerleştirdi.
“Please close the drawer after you take out what you need.”
İhtiyacın olanı aldıktan sonra lütfen çekmeceyi kapat.
“The baby pulled the drawer open and scattered everything inside.”
Bebek çekmeceyi açtı ve içindeki her şeyi dağıttı.
“I keep my jewelry in a small velvet-lined drawer.”
Mücevherlerimi kadife kaplı küçük bir çekmecede saklarım.
“The drawer handle came off, so I need to fix it.”
Çekmece kolu düştü, bu yüzden onu tamir etmem gerekiyor.
“She slid the drawer back into place quietly.”
Çekmeceyi sessizce yerine itti.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2çekmeceBu anlama git
- B1çekmece (mobilya)(bu sayfa)