courage
//ˈkɜːrɪdʒ//
Çeviri
cesaret
Tanım
Courage, korku, acı veya belirsizlik karşısında kişinin doğru bildiği şeyi yapma gücüdür. Bu kelime, genellikle zorlu veya tehlikeli durumlarda gösterilen metanet ve yüreklilik anlamında kullanılır. Cesaret, fiziksel bir eylemden ziyade içsel bir kararlılık ve irade gerektirir; bir kişinin korkularına rağmen harekete geçebilmesidir. Günlük hayatta da küçük adımlarla kendini gösteren bu erdem, kişisel gelişimin önemli bir parçasıdır. Bu kelimenin başka anlamları (örneğin, eski kullanımda 'yürek' anlamı) daha az yaygındır.
Örnek
“She showed great courage when she stood up to the bully.”
Zorbaya karşı koyduğunda büyük cesaret gösterdi.
“It takes courage to admit you were wrong.”
Hatalı olduğunu kabul etmek cesaret gerektirir.
“The firefighter's courage saved many lives.”
İtfaiyecinin cesareti birçok hayat kurtardı.
“He found the courage to speak in front of the crowd.”
Kalabalığın önünde konuşma cesaretini buldu.
“Courage is not the absence of fear, but the triumph over it.”
Cesaret korkunun yokluğu değil, onun üstesinden gelmektir.
“They needed courage to start a new life in a foreign country.”
Yabancı bir ülkede yeni bir hayata başlamak için cesarete ihtiyaçları vardı.
“Her courage inspired everyone around her.”
Onun cesareti etrafındaki herkese ilham verdi.
“It was an act of courage to tell the truth.”
Gerçeği söylemek bir cesaret eylemiydi.
“The soldier was awarded a medal for his courage.”
Asker cesaretinden dolayı madalya ile ödüllendirildi.
“Sometimes courage means asking for help.”
Bazen cesaret yardım istemek anlamına gelir.
Eş anlamlılar