bruise
//bruːz//
Çeviri
çürük, morluk
Tanım
Bruise, cilde alınan bir darbe sonucu deri altındaki kılcal damarların hasar görmesiyle oluşan mor, mavi veya siyahımsı bir renk değişikliğidir. Genellikle ağrılı olabilen bu lezyon, kanın dokulara sızmasıyla meydana gelir ve zamanla renk değiştirerek iyileşir. Günlük hayatta kazara çarpma, düşme veya spor aktiviteleri sırasında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu kelime aynı zamanda bir meyve veya sebzenin ezilmesi sonucu oluşan yumuşak ve kararmış bölge için de kullanılabilir; ancak burada en yaygın anlamı olan insan derisindeki morluk anlamına odaklanılmıştır.
Örnek
“She got a bruise on her knee after falling off her bike.”
Bisikletten düştükten sonra dizinde bir morluk oluştu.
“The bruise on his arm turned purple and yellow over time.”
Kolundaki çürük zamanla mor ve sarıya döndü.
“I accidentally bumped into the table and now I have a bruise on my hip.”
Yanlışlıkla masaya çarptım ve şimdi kalçamda bir morluk var.
“Applying ice to a fresh bruise can help reduce swelling.”
Taze bir morluğa buz uygulamak şişliği azaltmaya yardımcı olabilir.
“He had a large bruise on his forehead from the soccer ball hitting him.”
Futbol topunun ona çarpmasından alnında büyük bir çürük vardı.
“The doctor examined the bruise to make sure no bones were broken.”
Doktor, kırık olmadığından emin olmak için morluğu inceledi.
“She tried to cover the bruise on her cheek with makeup.”
Yanağındaki çürüğü makyajla kapatmaya çalıştı.
“The bruise faded after a week, leaving only a faint yellow mark.”
Morluk bir hafta sonra soldu ve sadece hafif sarı bir iz bıraktı.
“Children often get bruises while playing rough games.”
Çocuklar sert oyunlar oynarken sık sık çürük alırlar.
“He winced when I touched the bruise on his shoulder.”
Omzundaki morluğa dokunduğumda irkildi.
Eş anlamlılar