breeze
//briːz//
Çeviri
hafif rüzgar, esinti
Tanım
Breeze, genellikle hoş ve serinletici bir etki yaratan, düşük hızlı rüzgar anlamına gelir. Bu kelime, özellikle açık hava etkinliklerinde, deniz kenarında veya yaz aylarında hissedilen yumuşak hava akımını tanımlamak için kullanılır. Günlük konuşmada 'breeze' aynı zamanda bir işin kolayca yapılabileceğini ifade eden deyimlerde de geçer (örneğin, 'it's a breeze' yani 'çocuk oyuncağı'). Ancak burada temel anlamı olan fiziksel rüzgar türü ele alınmıştır. Breeze, genellikle sakin ve rahatlatıcı bir atmosfer yaratır; bu nedenle şiirsel veya betimleyici metinlerde sıkça yer alır.
Örnek
“A cool breeze blew through the open window.”
Açık pencereden serin bir esinti esti.
“We sat on the porch, enjoying the gentle breeze.”
Verandada oturup hafif esintinin tadını çıkardık.
“The breeze carried the scent of flowers from the garden.”
Esinti, bahçedeki çiçeklerin kokusunu taşıdı.
“A light breeze rustled the leaves of the trees.”
Hafif bir esinti ağaçların yapraklarını hışırdattı.
“The sea breeze made the hot afternoon more bearable.”
Deniz esintisi sıcak öğleden sonrayı daha katlanılır hale getirdi.
“She felt a sudden breeze as the door opened.”
Kapı açılınca ani bir esinti hissetti.
“The morning breeze was perfect for a jog along the beach.”
Sabah esintisi, sahilde koşu yapmak için mükemmeldi.
“A warm breeze from the south signaled the arrival of spring.”
Güneyden gelen ılık bir esinti baharın geldiğini haber verdi.
“The breeze gently moved the curtains in the room.”
Esinti odadaki perdeleri nazikçe hareket ettirdi.
“They sailed across the lake with only a light breeze to power the boat.”
Tekneyi hareket ettiren sadece hafif bir esintiyle gölü geçtiler.
Eş anlamlılar