blossom
//ˈblɒsəm//
Çeviri
çiçek açma, çiçeklenme
Tanım
Blossom, bir bitkinin çiçeklerini açması veya çiçeklerinin tam olarak gelişmiş olduğu dönemi ifade eder. Genellikle ağaçlar ve çalılar için kullanılır; örneğin elma, kiraz veya erik ağaçlarının ilkbaharda açan çiçeklerine blossom denir. Bu kelime aynı zamanda mecazi olarak bir kişinin veya bir şeyin gelişip olgunlaştığı, en güzel veya başarılı dönemini yaşadığı anlamda da kullanılır. Örneğin, bir sanatçının kariyerinin zirvesi veya bir ilişkinin en mutlu zamanı için 'blossom' ifadesi tercih edilebilir. Günlük dilde daha çok bahar mevsimiyle ilişkilendirilir ve doğanın uyanışını simgeler.
Örnek
“The cherry blossoms in the park are beautiful this spring.”
Bu bahar parktaki kiraz çiçekleri çok güzel.
“Her talent began to blossom after she joined the art class.”
Sanat dersine katıldıktan sonra yeteneği çiçek açmaya başladı.
“The apple tree blossoms every April.”
Elma ağacı her nisanda çiçek açar.
“Their friendship blossomed into a deep love.”
Arkadaşlıkları derin bir aşka dönüştü.
“We watched the blossoms fall gently to the ground.”
Çiçeklerin yavaşça yere düşüşünü izledik.
“The town holds a festival when the peach blossoms bloom.”
Şeftali çiçekleri açtığında kasaba bir festival düzenler.
“Her confidence blossomed after the successful presentation.”
Başarılı sunumdan sonra özgüveni çiçek açtı.
“The blossoms on the plum tree are pink and fragrant.”
Erik ağacındaki çiçekler pembe ve kokuludur.
“He hopes his business will blossom in the coming years.”
Önümüzdeki yıllarda işinin çiçek açmasını umuyor.
“The garden is full of blossoms after the rain.”
Yağmurdan sonra bahçe çiçeklerle dolu.
Eş anlamlılar