antique
//ænˈtiːk//
Çeviri
antika
Tanım
Antika, genellikle 100 yıldan daha eski olan ve estetik, tarihi veya koleksiyon değeri taşıyan eşyaları tanımlar. Bu kelime, mobilya, mücevher, tablo, heykel gibi nesneler için kullanılır ve geçmiş dönemlerin zanaatkarlığını, kültürünü yansıtır. Antika parçalar, nadir bulunmaları ve yaşları nedeniyle genellikle yüksek fiyatlarla alınıp satılır. Günlük dilde, bir şeyin çok eski veya modası geçmiş olduğunu vurgulamak için de mecazi anlamda kullanılabilir, ancak burada asıl anlamı olan 'eski ve değerli eşya' üzerinde duruluyor.
Örnek
“She inherited an antique vase from her grandmother.”
Büyükannesinden bir antika vazo miras aldı.
“The antique shop on the corner sells furniture from the 18th century.”
Köşedeki antika dükkanı 18. yüzyıldan kalma mobilyalar satıyor.
“He spent hours examining the antique clock at the auction.”
Müzayedede antika saati incelemek için saatler harcadı.
“This antique necklace is worth a fortune because of its rare gemstones.”
Bu antika kolye, nadir değerli taşları nedeniyle bir servet değerinde.
“They restored the antique wooden table to its original condition.”
Antika ahşap masayı orijinal haline getirdiler.
“My grandfather collects antique coins from different empires.”
Büyükbabam farklı imparatorluklardan antika paralar toplar.
“The museum displayed an antique map of the Ottoman Empire.”
Müze, Osmanlı İmparatorluğu'na ait bir antika harita sergiledi.
“She found an antique brooch at the flea market for a bargain price.”
Bit pazarında uygun fiyata bir antika broş buldu.
“Antique furniture often requires special care to prevent damage.”
Antika mobilyalar, hasarı önlemek için genellikle özel bakım gerektirir.
“The antique car was the highlight of the classic car show.”
Antika araba, klasik araba gösterisinin en dikkat çekici parçasıydı.
Eş anlamlılar