minor
//ˈmaɪnər//
Çeviri
küçük, önemsiz
Tanım
Minor, bir şeyin boyut, önem veya ciddiyet açısından küçük olduğunu belirten bir sıfattır. Günlük hayatta, genellikle sorunların, hataların veya değişikliklerin büyük bir etki yaratmadığı durumları tanımlamak için kullanılır. Örneğin, küçük bir gecikme veya hafif bir rahatsızlık minor olarak nitelendirilebilir. Bu kelime, resmi olmayan konuşmalarda sıkça geçer ve bir şeyin üzerinde durulmaya değer olmadığını vurgular.
Örnek
“She had a minor accident, but she is fine now.”
Küçük bir kaza geçirdi, ama şimdi iyi.
“The teacher pointed out a minor mistake in my homework.”
Öğretmen ödevimde küçük bir hata belirtti.
“We only need to make a minor change to the schedule.”
Programda sadece küçük bir değişiklik yapmamız gerekiyor.
“The cost difference is minor, so we can choose either option.”
Fiyat farkı önemsiz, bu yüzden iki seçenekten birini seçebiliriz.
“He has a minor role in the school play.”
Okul oyununda küçük bir rolü var.
“The storm caused only minor damage to the house.”
Fırtına eve sadece küçük hasar verdi.
“This is a minor issue; we can fix it quickly.”
Bu önemsiz bir sorun; çabucak çözebiliriz.
“She felt a minor pain in her knee after the run.”
Koşudan sonra dizinde hafif bir ağrı hissetti.
“The delay was minor, so we still arrived on time.”
Gecikme küçüktü, bu yüzden hâlâ zamanında vardık.
“He made a minor complaint about the food.”
Yemek hakkında küçük bir şikayette bulundu.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2küçük, önemsiz(bu sayfa)
- B1reşit olmayan (kişi)Bu anlama git
- B2yan dal (üniversite)Bu anlama git