Çeviri
yorgun
Tanım
Tired, fiziksel veya zihinsel bir aktivite sonucu enerjinin azalması ve dinlenme ihtiyacı duyulması durumunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle uykusuzluk, aşırı çalışma, stres veya uzun süreli efordan sonra hissedilen bitkinlik halini tanımlar. Günlük konuşmada sıkça kullanılır ve hem bedensel hem de duygusal yorgunluğu belirtebilir. Örneğin, bir iş gününün ardından 'I am tired' demek yaygındır. Bu kelimenin ayrıca bir şeyden bıkma veya usanma anlamı da vardır (örneğin 'tired of waiting'), ancak burada en yaygın fiziksel/zihinsel yorgunluk anlamı ele alınmıştır.
Örnek
“After working for ten hours, I felt extremely tired.”
On saat çalıştıktan sonra kendimi aşırı yorgun hissettim.
“She was so tired that she fell asleep on the bus.”
O kadar yorgundu ki otobüste uyuyakaldı.
“The children are tired after playing outside all day.”
Çocuklar bütün gün dışarıda oynadıktan sonra yorgunlar.
“He looked tired and his eyes were red from lack of sleep.”
Yorgun görünüyordu ve uykusuzluktan gözleri kırmızıydı.
“I'm too tired to cook dinner tonight; let's order pizza.”
Bu akşam yemek yapamayacak kadar yorgunum; pizza söyleyelim.
“The long hike made everyone tired, but the view was worth it.”
Uzun yürüyüş herkesi yordu ama manzara buna değdi.
“She is tired from studying for the final exams all week.”
Bütün hafta final sınavlarına çalışmaktan yorgun.
“Even though he was tired, he stayed up to finish the report.”
Yorgun olmasına rağmen raporu bitirmek için uyanık kaldı.
“My legs are tired after running five kilometers this morning.”
Bu sabah beş kilometre koştuktan sonra bacaklarım yorgun.
“The tired traveler finally reached the hotel and collapsed on the bed.”
Yorgun gezgin sonunda otele ulaştı ve yatağa yığıldı.
Eş anlamlılar