Çeviri
zıplamak, sekmek
Tanım
Bounce, bir yüzeye çarpıp geri gelmek veya yukarı doğru sıçramak anlamına gelen bir fiildir. Genellikle toplar, lastik objeler veya esnek maddeler için kullanılır; bir cismin enerjiyi emip geri vermesi sonucu oluşan hareketi tanımlar. Günlük hayatta spor, oyun veya fiziksel aktivitelerde sıkça karşımıza çıkar. Örneğin, basketbol topunun yere çarpıp havaya yükselmesi bounce olarak adlandırılır. Bu kelime aynı zamanda mecazi anlamda bir şeyin hızlıca geri dönmesi veya bir durumdan kurtulup toparlanması için de kullanılabilir (örneğin, bir şirketin mali krizden sonra toparlanması).
Örnek
“The ball bounced off the wall and hit the window.”
Top duvardan sekti ve pencereye çarptı.
“She bounced the baby gently on her knee.”
Bebeği dizinde nazikçe zıplattı.
“The basketball player bounced the ball before shooting.”
Basketbolcu şut atmadan önce topu sektirdi.
“The children love to bounce on the trampoline.”
Çocuklar trambolinde zıplamayı çok sever.
“The check bounced because there wasn't enough money in the account.”
Hesapta yeterli para olmadığı için çek karşılıksız çıktı.
“The sound bounced off the mountains and echoed.”
Ses dağlardan sekti ve yankılandı.
“He bounced the tennis ball a few times before serving.”
Servis atmadan önce tenis topunu birkaç kez sektirdi.
“The puppy bounced around the room excitedly.”
Köpek yavrusu heyecanla odanın içinde zıpladı.
“After a bad day, she bounced back quickly with a positive attitude.”
Kötü bir günün ardından olumlu bir tavırla hızla toparlandı.
“The laser beam bounced off the mirror and hit the target.”
Lazer ışını aynadan sekti ve hedefi vurdu.
Eş anlamlılar