solid

//ˈsɒlɪd//

Sıfatlar
B1

Çeviri

sağlam, güvenilir

Tanım

Solid, bir şeyin fiziksel olarak dayanıklı, güçlü ve yıkılma veya bozulma riski taşımadığını ifade eder. Bu anlam, bir nesnenin yapısal bütünlüğünü veya bir kişinin, kurumun veya bilginin güvenilirliğini ve istikrarını tanımlamak için kullanılır. Örneğin, sağlam bir masa sallanmaz, sağlam bir arkadaş zor zamanlarda size destek olur ve sağlam bir kanıt bir argümanı destekler. Bu kullanım, geçici veya şüpheli olanın aksine, kalıcılık ve güven fikrini vurgular.

Örnek

  • We need a solid table for the workshop that won't wobble.

    Atölye için sallanmayacak sağlam bir masaya ihtiyacımız var.

  • He built a solid reputation as a trustworthy businessman.

    Güvenilir bir iş adamı olarak sağlam bir itibar oluşturdu.

  • Her argument was based on solid evidence.

    Onun argümanı sağlam kanıtlara dayanıyordu.

  • After years of experience, she has a solid understanding of the process.

    Yılların deneyiminden sonra, süreç hakkında sağlam bir anlayışa sahip.

  • The bridge is made of solid steel and can withstand heavy loads.

    Köprü sağlam çelikten yapılmıştır ve ağır yükleri taşıyabilir.

  • They formed a solid friendship during their university years.

    Üniversite yıllarında sağlam bir dostluk kurdular.

  • For a successful investment, you need a solid plan.

    Başarılı bir yatırım için sağlam bir plana ihtiyacınız var.

  • The old oak door felt incredibly solid and secure.

    Eski meşe kapı inanılmaz derecede sağlam ve güvenli hissettiriyordu.

  • He gave me solid advice that helped me make the right decision.

    Bana doğru kararı vermeme yardım eden sağlam bir tavsiye verdi.

  • The company's finances are on a solid foundation.

    Şirketin finansmanı sağlam bir temel üzerinde.

Eş anlamlılar

dayanıklı
istikrarlı
güvenilir
kuvvetli

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

aware

farkında

Sıfatlar

Bir şeyin veya bir durumun bilincinde olma, haberdar olma durumu. Bir olay, gerçek veya duygu hakkında bilgi sahibi olmak anlamına gelir.

minor

küçük, ikincil, azınlık

Sıfatlar

Bir şeyin daha az önemli, daha az büyük veya daha az ciddi olduğunu ifade eder. Birincil olana kıyasla ikincil konumda olan, önemsiz veya hafif. Ayrıca, yasal olarak reşit olmayan kişi (küçük) veya nü…

absolute

mutlak, kesin

Sıfatlar

Bir şeyin koşulsuz, sınırsız, tartışmasız veya tam anlamıyla var olduğunu ifade eder. Hiçbir şarta bağlı olmayan, nihai, tam ve eksiksiz olan şeyleri niteler. Felsefe, matematik ve günlük dilde yaygın…

actual

gerçek, fiili

Sıfatlar

Bir şeyin görünen, varsayılan veya planlanan durumunun aksine, somut, mevcut ve doğrulanabilir olan halini ifade eder. 'Actual' kelimesi, gerçekleşmiş, var olan veya ölçülebilir olanı vurgular ve gene…

ashamed

utanmış

Sıfatlar

Bir eylem, durum veya kişiyle ilişkilendirilmekten dolayı suçluluk, mahcubiyet veya onursuzluk duygusu hissetmek. Genellikle yapılan veya yapılamayan bir şeyden, birinin davranışından veya bir durumda…

certain

kesin, belirli

Sıfatlar

Şüphe veya değişiklik kabul etmeyen, mutlak olan; özel olarak tanımlanmış veya belirlenmiş olan; güvenilir, emin.

definite

kesin, belirli

Sıfatlar

Şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve net olan; tam olarak tanımlanmış veya sınırları çizilmiş; kuşku veya belirsizlik içermeyen. Bir şeyin varlığı, doğası veya özellikleri konusunda netlik ifade ede…

exact

tam, kesin

Sıfatlar

Bir şeyin tam olarak doğru, hatasız, birebir uygun veya belirli bir şeyle aynı olduğunu ifade eder. Bir miktar, ölçü, zaman veya tanımın hiçbir sapma olmadan doğruluğunu vurgular.

fortunate

şanslı

Sıfatlar

İyi şansa sahip olan, talihi yaver giden, olumlu bir durum veya sonuçla karşılaşan kişi veya durumu ifade eder. Genellikle beklenmedik veya arzu edilen bir iyilikten yararlanma durumunu belirtmek için…

general

genel

Sıfatlar

Belirli bir şeye veya kişiye özgü olmayan, bütünü veya çoğunluğu kapsayan, yaygın, ortak olan. Ayrıca, askeri rütbelerde kullanılan bir unvanı da ifade edebilir.