hardly
//ˈhɑːrdli//
Çeviri
neredeyse hiç, güçlükle, zorla
Tanım
Hardly, bir eylemin veya durumun neredeyse hiç gerçekleşmediğini, çok az olduğunu veya zorlukla yapıldığını ifade eden bir zarftır. Genellikle olumsuz bir anlam taşır ve cümlede fiilden önce kullanılır. Örneğin, 'I can hardly hear you' cümlesi 'Seni neredeyse hiç duyamıyorum' anlamına gelir. Bu kelime, bir şeyin yok denecek kadar az olduğunu veya bir eylemin ancak büyük çabayla mümkün olduğunu vurgulamak için kullanılır. Resmi ve günlük dilde yaygındır; 'hardly ever' (hemen hemen hiç) gibi kalıplarda da sıkça geçer.
Örnek
“I can hardly believe what I just saw.”
Az önce gördüğüme neredeyse inanamıyorum.
“She hardly ever eats breakfast.”
O, neredeyse hiç kahvaltı yapmaz.
“We had hardly any money left after the trip.”
Geziden sonra neredeyse hiç paramız kalmamıştı.
“He could hardly walk after the long run.”
Uzun koşudan sonra güçlükle yürüyebiliyordu.
“There is hardly a cloud in the sky today.”
Bugün gökyüzünde neredeyse hiç bulut yok.
“I hardly know him, so I can't say much about his character.”
Onu neredeyse hiç tanımıyorum, bu yüzden karakteri hakkında pek bir şey söyleyemem.
“The exam was so hard that I could hardly finish it on time.”
Sınav o kadar zordu ki zamanında bitirmekte güçlük çektim.
“She hardly spoke a word during the meeting.”
Toplantı sırasında neredeyse hiç konuşmadı.
“This old car hardly runs anymore.”
Bu eski araba artık neredeyse hiç çalışmıyor.
“I can hardly wait for the weekend to start.”
Hafta sonunun başlamasını neredeyse sabırsızlıkla bekliyorum.
Eş anlamlılar