aboard
//əˈbɔːrd//
Çeviri
gemide, uçakta, trende
Tanım
Aboard, bir taşıtın içinde veya üzerinde olma durumunu ifade eden bir edattır. Genellikle gemi, uçak, tren veya otobüs gibi toplu taşıma araçlarına binildiğinde veya bu araçların içinde bulunulduğunda kullanılır. Örneğin, 'All passengers are aboard the plane' cümlesi, tüm yolcuların uçağa binmiş olduğunu belirtir. Bu kelime, bir taşıta fiziksel olarak adım atma eylemini veya o taşıtın içinde bulunma halini anlatır. Günlük konuşmalarda ve resmi yazışmalarda yaygındır.
Örnek
“The captain welcomed everyone aboard the ship.”
Kaptan herkesi gemide karşıladı.
“Please make sure you are aboard the train before it departs.”
Lütfen tren hareket etmeden önce trende olduğunuzdan emin olun.
“We spent three days aboard the cruise liner.”
Üç günü yolcu gemisinde geçirdik.
“There are 200 passengers aboard this flight.”
Bu uçuşta 200 yolcu var.
“He climbed aboard the bus just as it started to rain.”
Yağmur yağmaya başladığında otobüse bindi.
“The crew members are all aboard the submarine.”
Mürettebat üyelerinin tamamı denizaltında.
“She felt seasick while aboard the small boat.”
Küçük teknede deniz tuttu.
“All luggage must be stored safely aboard the aircraft.”
Tüm bagajlar uçakta güvenli bir şekilde saklanmalıdır.
“The children were excited to be aboard the roller coaster.”
Çocuklar hız trenine binmiş olmaktan heyecanlıydı.
“No smoking is allowed aboard the ferry.”
Feribotta sigara içmek yasaktır.
Eş anlamlılar