straight
//streɪt//
Çeviri
düz
Tanım
Straight, İngilizcede temel olarak 'düz' veya 'doğru' anlamına gelir ve bir şeyin eğri, bükülmüş veya açılı olmadığını ifade eder. Bu kelime, fiziksel nesnelerden (örneğin düz bir çizgi veya yol) soyut kavramlara (örneğin doğrudan bir cevap veya dürüst bir davranış) kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Günlük dilde sıklıkla bir şeyin yönünü, şeklini veya netliğini tanımlamak için kullanılır. Örneğin, 'straight hair' (düz saç) fiziksel bir özellik belirtirken, 'straight answer' (doğrudan cevap) dürüstlük ve açıklık vurgusu yapar. Bu kelimenin başka anlamları da vardır, ancak burada en yaygın ve öğrenmesi kolay olan 'düz' anlamına odaklanılmıştır.
Örnek
“The road is straight for the next five miles.”
Yol, sonraki beş mil boyunca düzdür.
“She has long, straight hair that shines in the sun.”
Güneşte parlayan uzun, düz saçları var.
“Please draw a straight line from point A to point B.”
Lütfen A noktasından B noktasına düz bir çizgi çizin.
“He gave me a straight answer without any hesitation.”
Bana hiç tereddüt etmeden doğrudan bir cevap verdi.
“The tower is not completely straight; it leans a little to the left.”
Kule tamamen düz değil; biraz sola eğik.
“I need to straighten my tie before the meeting.”
Toplantıdan önce kravatımı düzeltmem gerekiyor.
“The path through the forest is straight and easy to follow.”
Ormandaki yol düzdür ve takip etmesi kolaydır.
“She looked straight into my eyes and told the truth.”
Doğrudan gözlerimin içine baktı ve gerçeği söyledi.
“The ruler helps you draw a straight edge on the paper.”
Cetvel, kağıt üzerinde düz bir kenar çizmenize yardımcı olur.
“After the turn, the river flows straight for a while.”
Dönüşten sonra nehir bir süre düz akar.
Eş anlamlılar