foreign
//ˈfɒr.ɪn//
Çeviri
yabancı
Tanım
Foreign, bir kişinin kendi ülkesi veya kültürü dışından gelen, ait olmayan veya alışılmadık olan şeyleri tanımlamak için kullanılan bir sıfattır. Genellikle başka bir ülkeye ait insanlar, diller, ürünler veya fikirler için kullanılır. Örneğin, bir ülkede yaşayan başka bir ülke vatandaşı "foreigner" (yabancı) olarak adlandırılır. Ayrıca, bir kişinin bilmediği veya aşina olmadığı bir konuyu ifade etmek için de kullanılabilir. Günlük konuşmalarda sıkça geçen bu kelime, seyahat, ticaret ve uluslararası ilişkiler gibi bağlamlarda yaygındır.
Örnek
“She is studying foreign languages at the university.”
Üniversitede yabancı diller okuyor.
“I met a foreign tourist in the city center yesterday.”
Dün şehir merkezinde yabancı bir turistle tanıştım.
“This company imports foreign goods from several countries.”
Bu şirket birkaç ülkeden yabancı mal ithal ediyor.
“The concept of democracy is not foreign to our culture.”
Demokrasi kavramı kültürümüze yabancı değildir.
“He felt like a foreigner in his own hometown after years abroad.”
Yıllarca yurt dışında kaldıktan sonra kendi memleketinde yabancı gibi hissetti.
“Learning a foreign language can open many doors in your career.”
Yabancı bir dil öğrenmek kariyerinizde birçok kapı açabilir.
“The government has strict rules about foreign investments.”
Hükümetin yabancı yatırımlar konusunda katı kuralları vardır.
“She has a foreign accent that makes her speech unique.”
Konuşmasını benzersiz kılan yabancı bir aksanı var.
“The idea of eating insects is foreign to many Western cultures.”
Böcek yeme fikri birçok Batı kültürüne yabancıdır.
“He works in the foreign affairs department of the embassy.”
Elçiliğin dış işleri bölümünde çalışıyor.
Eş anlamlılar