senior
//ˈsiːniər//
Çeviri
yaşça büyük, kıdemli
Tanım
Senior kelimesi, bir grubun içinde daha yaşlı olan veya daha uzun süredir bulunan, dolayısıyla daha fazla deneyime ve saygınlığa sahip kişileri tanımlamak için kullanılır. Bu kullanım, genellikle bir karşılaştırma içerir; örneğin, bir işyerinde yeni gelenlere kıyasla daha eski çalışanlar veya bir ailede genç üyelere göre daha yaşlı olanlar için kullanılır. Kıdem, tecrübe ve yaş faktörlerini bir araya getiren bir kavramdır. Resmi ve günlük bağlamlarda yaygındır, özellikle iş ve sosyal hiyerarşilerde sıkça karşımıza çıkar.
Örnek
“She is the senior member of the team, with over 20 years of experience.”
O, 20 yılı aşkın deneyimiyle takımın kıdemli üyesidir.
“The senior students are organizing a welcome party for the freshmen.”
Yaşça büyük öğrenciler, birinci sınıflar için bir karşılama partisi düzenliyor.
“He got a promotion and is now a senior manager.”
Terfi aldı ve artık bir kıdemli yönetici.
“My senior colleagues often give me valuable advice.”
Kıdemli meslektaşlarım bana sık sık değerli tavsiyeler verir.
“In many cultures, senior family members are highly respected.”
Birçok kültürde, ailenin yaşça büyük üyelerine büyük saygı duyulur.
“This discount is available only for senior citizens.”
Bu indirim sadece yaşlı vatandaşlar için geçerlidir.
“As the senior officer present, he took command of the situation.”
Orada bulunan kıdemli subay olarak, durumun komutasını aldı.
“The company is looking for a senior software developer.”
Şirket, kıdemli bir yazılım geliştirici arıyor.
“She has a senior position in the research department.”
Araştırma departmanında kıdemli bir pozisyona sahip.
“The decision was made by the senior members of the committee.”
Karar, komitenin kıdemli üyeleri tarafından alındı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1yaşça büyük, kıdemli(bu sayfa)
- B2son sınıf öğrencisiBu anlama git