bow
//baʊ//
Çeviri
eğilmek, selam vermek
Tanım
Bow, saygı, teşekkür veya selamlama amacıyla baş ve üst gövdeyi öne doğru eğme hareketidir. Bu eylem genellikle resmi ortamlarda, sahne performansları sonrasında veya kültürel geleneklerde kullanılır. Özellikle Japon, Kore gibi Doğu Asya kültürlerinde yaygın olan bow, karşınızdaki kişiye saygı göstermenin kibar bir yoludur. Günlük İngilizcede, birine selam vermek veya bir performansın ardından izleyicilere teşekkür etmek için kullanılır.
Örnek
“He bowed to the audience after his performance.”
Performansından sonra seyircilere eğildi.
“In Japan, people often bow when greeting each other.”
Japonya'da insanlar birbirlerini selamlarken genellikle eğilirler.
“She bowed politely to her teacher.”
Öğretmenine kibarca eğildi.
“The actor took a bow at the end of the play.”
Oyuncu oyunun sonunda selam verdi.
“They bowed their heads in respect.”
Saygıyla başlarını eğdiler.
“He bowed deeply to apologize.”
Özür dilemek için derin bir şekilde eğildi.
“The king bowed to the queen as a sign of honor.”
Kral, onur göstergesi olarak kraliçeye eğildi.
“We bowed to the host before leaving the party.”
Partiden ayrılmadan önce ev sahibine eğildik.
“She bowed and smiled at the compliment.”
İltifata eğilip gülümsedi.
“The students bowed to their sensei at the dojo.”
Öğrenciler dojoda senseilerine eğildiler.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2eğilmek, selam vermek(bu sayfa)
- B1yay (ok atmak için)Bu anlama git
- B1fiyonk, papyonBu anlama git