Çeviri
ağlamak
Tanım
'Cry' fiili, genellikle üzüntü, acı, sevinç veya duygusal bir tepki sonucu gözyaşı dökmek anlamına gelir. İngilizcede hem fiziksel eylemi (gözlerden yaş akması) hem de bu eylemi sesli veya sessiz bir şekilde yapmayı kapsar. Günlük konuşmada sıkça kullanılır; örneğin bir kayıp, hayal kırıklığı veya mutlu bir anın ardından insanlar ağlayabilir. Bu kelime aynı zamanda mecazi olarak 'bağırmak' veya 'haykırmak' anlamında da kullanılabilir, ancak burada en yaygın anlamı olan 'gözyaşı dökmek' üzerinde durulmuştur. 'Cry' fiili, düzenli bir fiildir (cry - cried - cried) ve genellikle 'cry over' (bir şeye ağlamak) veya 'cry for' (bir şey için ağlamak) gibi edatlarla kullanılır.
Örnek
“The baby started to cry because she was hungry.”
Bebek aç olduğu için ağlamaya başladı.
“He couldn't help but cry when he heard the sad news.”
Üzücü haberi duyunca ağlamaktan kendini alamadı.
“She cried tears of joy at her wedding.”
Düğününde sevinç gözyaşları döktü.
“Don't cry over spilled milk; it's already done.”
Dökülen süte ağlama; artık oldu.
“The child cried loudly when he lost his toy.”
Çocuk oyuncağını kaybettiğinde yüksek sesle ağladı.
“I saw her cry during the emotional movie.”
Duygusal film sırasında onun ağladığını gördüm.
“Sometimes it's okay to cry and let your feelings out.”
Bazen ağlamak ve duygularını dışa vurmak sorun değildir.
“He cried for hours after his dog ran away.”
Köpeği kaçtıktan sonra saatlerce ağladı.
“The little girl cried when she fell off her bike.”
Küçük kız bisikletinden düştüğünde ağladı.
“They cried together at the funeral, sharing their grief.”
Cenazede birlikte ağladılar, acılarını paylaştılar.
Eş anlamlılar