whole
//hoʊl//
Çeviri
bütün, tüm
Tanım
Whole, bir şeyin tamamını, eksiksiz ve parçalanmamış halini ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir nesnenin, miktarın veya kavramın tümünü kapsar ve hiçbir parçasının eksik olmadığını belirtir. Örneğin, 'whole apple' dendiğinde, elmanın yenmemiş veya bölünmemiş halini anlatır. Bu kelime, günlük dilde sıkça kullanılır ve bir bütünlük vurgusu yapar. Aynı zamanda isim olarak da kullanılabilir, ancak burada sıfat anlamına odaklanılmıştır.
Örnek
“She ate the whole cake by herself.”
Pastanın tamamını tek başına yedi.
“I spent the whole day reading a book.”
Bütün günü kitap okuyarak geçirdim.
“The whole class passed the exam.”
Tüm sınıf sınavı geçti.
“He told me the whole story from beginning to end.”
Bana başından sonuna kadar tüm hikayeyi anlattı.
“We need to consider the whole situation before deciding.”
Karar vermeden önce tüm durumu değerlendirmeliyiz.
“The whole team worked together to finish the project.”
Tüm ekip, projeyi bitirmek için birlikte çalıştı.
“I can't believe you ate the whole pizza!”
Bütün pizzayı yediğine inanamıyorum!
“She gave me her whole attention during the meeting.”
Toplantı sırasında bana tüm dikkatini verdi.
“The whole city was decorated for the festival.”
Tüm şehir festival için süslenmişti.
“He read the whole book in one night.”
Kitabın tamamını bir gecede okudu.
Eş anlamlılar