hold
//hoʊld//
Çeviri
tutmak, elinde bulundurmak
Tanım
Hold, bir nesneyi elle kavrayarak veya fiziksel temasla bir yerde sabit tutma eylemini ifade eder. Bu temel fiil, günlük hayatta bir şeyi avuç içinde veya parmaklarla sıkıca kavramaktan, bir bebeği kucaklamaya kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Genellikle bir objeyi düşürmemek veya taşımak için bilinçli bir çaba gerektirir. Örneğin, bir bardağı suyla doldururken veya bir kitabı okurken sıkça kullanılır.
Örnek
“Please hold this bag for me while I open the door.”
Lütfen kapıyı açarken bu çantayı benim için tut.
“She held the baby gently in her arms.”
Bebeği kollarında nazikçe tuttu.
“Can you hold the ladder steady?”
Merdiveni sabit tutabilir misin?
“He held the pencil tightly while writing.”
Yazarken kalemi sıkıca tuttu.
“The child held his mother's hand as they crossed the street.”
Çocuk caddeyi geçerken annesinin elini tuttu.
“I need to hold the umbrella because it is raining.”
Şemsiyeyi tutmam gerekiyor çünkü yağmur yağıyor.
“They held the rope to keep the boat from drifting away.”
Teknenin sürüklenmesini önlemek için ipi tuttular.
“Please hold the door open for the elderly woman.”
Lütfen yaşlı kadın için kapıyı açık tut.
“He held the book in one hand and a cup of coffee in the other.”
Bir elinde kitabı, diğer elinde bir fincan kahveyi tuttu.
“The dog held the ball in its mouth.”
Köpek topu ağzında tuttu.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A1tutmak, elinde bulundurmak(bu sayfa)
- A2düzenlemek, yapmak (etkinlik)Bu anlama git
- B1dayanmak, taşımak (ağırlık)Bu anlama git
- B2sahip olmak (unvan, rekor)Bu anlama git