Çeviri
kurbağa
Tanım
Kurbağa, genellikle suya yakın bölgelerde yaşayan, zıplayarak hareket eden, nemli derili ve dört bacaklı küçük bir amfibyum hayvanıdır. Sürüngenlerden farklı olarak derileri pürüzsüz ve nemlidir; çoğu türü böceklerle beslenir. Kurbağalar, ilkbahar ve yaz aylarında çıkardıkları karakteristik seslerle (vıraklama) tanınır ve hem karada hem suda yaşayabilir. Bu kelime aynı zamanda bazı deyimlerde (örneğin "kurbağa gibi şişmek") mecazen kullanılır.
Örnek
“A green frog jumped into the pond.”
Yeşil bir kurbağa gölete atladı.
“We heard frogs croaking near the lake last night.”
Dün gece gölün yakınında kurbağaların vırakladığını duyduk.
“The child caught a small frog in the garden.”
Çocuk bahçede küçük bir kurbağa yakaladı.
“Frogs are important for controlling insect populations.”
Kurbağalar böcek popülasyonunu kontrol etmek için önemlidir.
“This species of frog is endangered due to habitat loss.”
Bu kurbağa türü, yaşam alanı kaybı nedeniyle tehlike altındadır.
“A frog sat on a lily pad in the middle of the pond.”
Bir kurbağa, göletin ortasındaki bir nilüfer yaprağının üzerinde oturuyordu.
“The frog's skin felt smooth and wet to the touch.”
Kurbağanın derisi dokunulduğunda pürüzsüz ve nemliydi.
“In the fairy tale, the prince was turned into a frog by a spell.”
Peri masalında, prens bir büyüyle kurbağaya dönüştürüldü.
“Frogs hibernate during the winter in the mud at the bottom of ponds.”
Kurbağalar kışı göletlerin dibindeki çamurda kış uykusuna yatarak geçirir.
“The biology class dissected a frog to study its organs.”
Biyoloji dersi, organlarını incelemek için bir kurbağayı parçalara ayırdı.
Eş anlamlılar