animalİngilizce (A1) — Türkçe
Bu konuya ait kelimeleri öğrenin
Hayvan, genellikle hareket edebilen, beslenmek için diğer canlılara veya organik maddelere ihtiyaç duyan, duyuları olan ve çoğu zaman bilinçli varlıklar olarak tanımlanan canlı türüdür. İnsan dışındaki memeliler, kuşlar, sürüngenler, balıklar ve böcekler gibi çeşitli grupları kapsar. Günlük dilde, evcil hayvanlardan yabani hayvanlara kadar geniş bir yelpazede kullanılır. Bu kelime, biyolojik sınıflandırmada bitkilerden ayrılan bir krallığı ifade ederken, aynı zamanda mecazi olarak vahşi veya kontrolsüz davranışları tanımlamak için de kullanılabilir.
Örnek
The animal in the zoo looked very tired.
Hayvanat bahçesindeki hayvan çok yorgun görünüyordu.
She has a deep love for every animal she meets.
Tanıştığı her hayvana karşı derin bir sevgi besliyor.
Farmers often treat their animal with great care.
Çiftçiler genellikle hayvanlarına büyük bir özenle davranır.
That animal can run faster than any other in the forest.
Bu hayvan, ormandaki diğer tüm hayvanlardan daha hızlı koşabilir.
We saw a strange animal near the river last night.
Dün gece nehrin yakınında garip bir hayvan gördük.
The documentary showed how each animal adapts to its environment.
Belgesel, her hayvanın çevresine nasıl uyum sağladığını gösterdi.
He adopted a small animal from the shelter last week.
Geçen hafta barınaktan küçük bir hayvan sahiplendi.
The animal's fur was soft and warm to touch.
Hayvanın tüyleri yumuşak ve dokununca sıcaktı.
Children should learn to respect every animal, no matter how small.
Çocuklar, ne kadar küçük olursa olsun her hayvana saygı duymayı öğrenmelidir.
A wild animal appeared suddenly from behind the bushes.
Çalıların arkasından aniden vahşi bir hayvan çıktı.