but
//bʌt//
Çeviri
ama, fakat, ancak
Tanım
But, İngilizcede iki farklı düşünce veya cümleyi birbirine bağlayarak bir zıtlık veya istisna belirten bir bağlaçtır. Genellikle bir önceki ifadeye karşıt veya onu sınırlayan bir durumu anlatmak için kullanılır. Örneğin, "I want to go, but I'm tired" cümlesinde, gitme isteği ile yorgunluk arasındaki çelişkiyi gösterir. Günlük konuşma ve yazı dilinde çok yaygındır ve resmiyetten bağımsız olarak her seviyede kullanılabilir. Bu kelimenin "hariç" veya "dışında" anlamında kullanıldığı başka bağlamları da vardır, ancak burada en sık kullanılan bağlaç anlamı ele alınmıştır.
Örnek
“She is very smart, but she doesn't study much.”
O çok zekidir, ama pek ders çalışmaz.
“I wanted to buy the car, but it was too expensive.”
Arabayı satın almak istedim, ama çok pahalıydı.
“He runs fast, but he is not a professional athlete.”
Hızlı koşar, ancak profesyonel bir atlet değildir.
“We planned a picnic, but it started raining.”
Bir piknik planladık, fakat yağmur yağmaya başladı.
“I like coffee, but I prefer tea in the morning.”
Kahveyi severim, ama sabahları çayı tercih ederim.
“The movie was long, but it was very interesting.”
Film uzundu, ancak çok ilginçti.
“She tried her best, but she couldn't win the race.”
Elinden geleni yaptı, ama yarışı kazanamadı.
“I have a meeting at 3, but I can meet you after that.”
Saat 3'te bir toplantım var, ama ondan sonra seninle buluşabilirim.
“The food was delicious, but the service was slow.”
Yemek lezzetliydi, fakat servis yavaştı.
“He is kind, but sometimes he can be stubborn.”
O naziktir, ama bazen inatçı olabilir.
Eş anlamlılar