rip

//rɪp//

Fiiller
C2

Çeviri

azarlamak, paylamak

Tanım

Rip, gayriresmi ve genellikle sert bir dille birini eleştirmek, azarlamak veya paylamak anlamına gelen bir fiildir. Bu kullanım, özellikle birinin yaptığı bir şeyden dolayı ona öfkeli bir şekilde sözlü saldırıda bulunmayı ifade eder. Kullanımı genellikle günlük konuşma dilinde veya gazetecilik gibi alanlarda görülür ve resmi bağlamlardan ziyade gayriresmi bir ton taşır. Birini 'rip into' (birini sertçe eleştirmek) veya 'rip apart' (birini paramparça etmek) gibi deyimlerle de kullanılabilir.

Örnek

  • The coach ripped into the team for their lack of effort during the game.

    Koç, maç sırasındaki çaba eksiklikleri nedeniyle takımı azarladı.

  • My boss ripped me apart in front of everyone after I missed the deadline.

    Patronum, son teslim tarihini kaçırdığım için beni herkesin önünde paramparça etti.

  • The film critic ripped the director's latest work to shreds in his review.

    Film eleştirmeni, yönetmenin son çalışmasını eleştirisinde yerden yere vurdu.

  • She didn't hold back; she just ripped him for his irresponsible behavior.

    Kendini tutmadı; onu sorumsuz davranışından dolayı doğrudan payladı.

  • The opposition leader ripped the government's new policy during the debate.

    Muhalefet lideri, tartışma sırasında hükümetin yeni politikasını sert bir şekilde eleştirdi.

  • I knew I was in trouble when my father started to rip into me about my grades.

    Babam notlarım hakkında beni azarlamaya başladığında başımın belada olduğunu anladım.

  • The article ripped the company's environmental record, calling it a disgrace.

    Makale, şirketin çevre sicilini bir rezalet olarak nitelendirerek yerin dibine batırdı.

  • He got ripped by his colleagues for making such a basic mistake in the presentation.

    Sunumda böyle temel bir hata yaptığı için meslektaşları tarafından azar işitti.

  • The teacher ripped the student's essay apart, pointing out every logical flaw.

    Öğretmen, öğrencinin makalesini her mantık hatasını göstererek paramparça etti.

  • During the meeting, the senior partner ripped into the junior staff for their unpreparedness.

    Toplantı sırasında, kıdemli ortak hazırlıksız oldukları için genç personeli payladı.

Eş anlamlılar

eleştirmek
paylamak
azarlamak
yerden yere vurmak
hapsolmak

Diğer anlamlar