rip

//rɪp//

Fiiller
B1

Çeviri

yırtmak, parçalamak

Tanım

Rip fiili, bir şeyi kuvvetle ve genellikle hızlı bir şekilde çekerek, ayırarak veya bölerek yırtmak, yırtıp koparmak veya parçalamak anlamına gelir. Bu eylem, kumaş, kağıt, ambalaj gibi malzemelerde veya daha mecazi olarak bir bağın koparılmasında görülür. Kullanımı genellikle kasıtlı, ani ve bazen dikkatsizce yapılan bir hareketi ima eder. Örneğin, bir mektubun zarfını açmak veya eski bir perdeyi sökmek için kullanılabilir.

Örnek

  • Be careful not to rip the paper when you open the envelope.

    Zarfı açarken kağıdı yırtmamaya dikkat et.

  • He accidentally ripped his jeans on the fence.

    Kazara pantolonunu çite takıp yırttı.

  • The dog ripped the stuffed toy to pieces.

    Köpek, oyuncak ayıyı parçalara ayırdı.

  • She ripped the old poster off the wall.

    Eski posteri duvardan yırtıp çıkardı.

  • I heard a loud rip when my shirt caught on the nail.

    Gömleğim çiviye takıldığında yüksek bir yırtılma sesi duydum.

  • You need to rip the plastic cover to access the contents.

    İçindekilere ulaşmak için plastik kılıfı yırtman gerekiyor.

  • The strong wind ripped the flag into two.

    Güçlü rüzgar bayrağı ikiye yırttı.

  • He was so angry that he ripped the letter in half.

    O kadar sinirliydi ki mektubu ikiye yırttı.

  • The child ripped a page out of the coloring book.

    Çocuk, boyama kitabından bir sayfa yırttı.

  • We had to rip the carpet because it was too damaged to clean.

    Halıyı temizlemek için çok hasarlı olduğundan yırtmak zorunda kaldık.

Eş anlamlılar

koparmak
parçalamak
yırtıp atmak

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.