suffer

//ˈsʌfər//

Fiiller
B2

Çeviri

katlanmak, maruz kalmak

Tanım

Suffer, fiziksel veya zihinsel acı, zorluk, kayıp veya hoş olmayan bir durumu deneyimlemek, ona katlanmak anlamına gelir. Bu fiil, bir kişinin veya grubun, genellikle kontrolü dışındaki olumsuz koşullardan etkilenmesini ifade eder. Örneğin, bir hastalık, yoksulluk, adaletsizlik veya bir felaketin sonuçlarından 'suffer' edilebilir. Kullanımı genellikle edilgen bir deneyimi, yani kişinin bu duruma maruz kaldığını ve çektiğini vurgular. 'Suffer from' kalıbı, özellikle bir hastalık veya rahatsızlığa uzun süreli maruz kalmayı belirtmek için yaygındır.

Örnek

  • Many people in the region suffer from extreme poverty and lack of clean water.

    Bölgedeki birçok insan aşırı yoksulluktan ve temiz su eksikliğinden muzdarip.

  • He has been suffering from a severe migraine for two days.

    İki gündür şiddetli bir migrenden mustarip.

  • The company's reputation suffered greatly after the scandal.

    Şirketin itibarı skandaldan sonra büyük zarar gördü.

  • Plants in the garden suffered during the long drought.

    Bahçedeki bitkiler uzun kuraklık döneminde zarar gördü.

  • She suffered in silence, never complaining about her chronic pain.

    Kronik ağrısından hiç şikayet etmeden sessizce katlandı.

  • The economy is suffering from high inflation and unemployment.

    Ekonomi, yüksek enflasyon ve işsizlikten mustarip.

  • Children should not have to suffer the consequences of their parents' mistakes.

    Çocuklar ebeveynlerinin hatalarının sonuçlarına katlanmak zorunda kalmamalı.

  • His performance suffered because he couldn't concentrate.

    Konsantre olamadığı için performansı düştü.

  • The ancient monument has suffered significant damage from erosion.

    Antik anıt, erozyondan kaynaklanan önemli hasara maruz kaldı.

  • Many animals suffer in captivity due to inadequate living conditions.

    Birçok hayvan, yetersiz yaşam koşulları nedeniyle esaret altında acı çeker.

Eş anlamlılar

çekmek
muzdarip olmak
mustarip olmak

Diğer anlamlar

  • B1
    acı çekmek, ağrı duymakBu anlama git
  • B2
    kötü bir duruma katlanmak, maruz kalmak(bu sayfa)

İlgili kelimeler

retreat

geri çekilmek

Fiiller

Bir yerden veya durumdan uzaklaşmak, geri çekilmek; özellikle bir tehdit, tehlike veya rahatsız edici bir durumdan kaçınmak için. Ayrıca, inzivaya çekilmek, sessiz ve huzurlu bir yere gitmek anlamında…

govern

yönetmek

Fiiller

Bir ülkeyi, kurumu, organizasyonu veya süreci idare etmek, yönlendirmek ve kontrol etmek. Kurallar koymak, kararlar almak ve bir sistemin işleyişinden sorumlu olmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyin d…

insure

sigortalamak

Fiiller

Bir şeyin (mal, mülk, hayat, sağlık vb.) olası bir risk, zarar veya kayba karşı güvence altına alınması için bir sigorta şirketiyle anlaşma yapmak, poliçe düzenlemek. Ayrıca, bir şeyi garanti altına a…

accuse

suçlamak

Fiiller

Bir kişiyi bir suç veya yanlış bir eylem işlemekle itham etmek, onu bir kabahatle suçlu olarak göstermek. Resmi bir suçlama veya günlük konuşmada birini bir şeyden sorumlu tutmak anlamında kullanılır.

adapt

uyum sağlamak, adapte olmak

Fiiller

Bir şeyi yeni koşullara, durumlara veya ortamlara göre değiştirmek, ayarlamak veya kendini bu yeni şartlara alıştırmak. Bu süreç fiziksel, davranışsal veya zihinsel bir değişimi içerebilir.

alter

değiştirmek

Fiiller

Bir şeyin durumunu, biçimini, içeriğini veya görünümünü farklı bir hale getirmek, başka türlü yapmak. Genellikle küçük veya orta ölçekli değişiklikler için kullanılır, tamamen yeniden yapmaktan ziyade…

appoint

atamak

Fiiller

Bir kişiyi resmi olarak bir göreve, pozisyona veya işe getirmek; bir görev için seçmek ve tayin etmek. Ayrıca, bir toplantı veya randevu için zaman ve yer belirlemek anlamında da kullanılabilir.

assume

varsaymak, farz etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu kanıt olmadan kabul etmek veya bir durumun gerçekleşeceğini düşünerek hareket etmek. Ayrıca, bir rolü veya sorumluluğu üstlenmek anlamında da kullanılır.

assure

temin etmek, garanti etmek

Fiiller

Bir şeyin kesinlikle olacağına veya doğru olduğuna dair güvence vermek, söz vermek veya bir durumu garanti altına almak anlamına gelir. Bir kişiyi endişelerinden kurtarmak için güven vermek için de ku…

bind

bağlamak

Fiiller

Bir şeyi başka bir şeye fiziksel olarak sabitlemek, tutturmak veya bir arada tutmak için kullanılan fiil. Ayrıca, bir sözleşme veya yasal yükümlülük altına sokmak, mecazen bir duruma veya duyguya haps…