presume

//prɪˈzuːm//

Fiiller
B2

Çeviri

varsaymak

Tanım

Presume, bir şeyin doğru olduğunu kanıt olmaksızın, makul bir olasılığa dayanarak kabul etmek veya üstü kapalı olarak farz etmek anlamına gelir. Genellikle mevcut bilgilere dayalı mantıklı bir çıkarım yapmayı ifade eder. Resmi ve günlük bağlamlarda yaygın olarak kullanılır ve 'assume' ile benzerdir, ancak bazen daha güçlü bir temel veya önsezi ima edebilir. Bu kullanımda, bir hak iddia etmek veya haddini aşmak anlamı taşımaz.

Örnek

  • I presume you've already finished the report since the deadline is tomorrow.

    Son teslim tarihi yarın olduğuna göre, raporu çoktan bitirdiğinizi varsayıyorum.

  • We can presume the meeting will start on time if everyone is already here.

    Herkes burada olduğuna göre, toplantının zamanında başlayacağını varsayabiliriz.

  • She didn't answer her phone, so I presumed she was busy.

    Telefonuna cevap vermedi, bu yüzden meşgul olduğunu varsaydım.

  • The doctor presumed it was a common cold based on the symptoms.

    Doktor, semptomlara dayanarak bunun sıradan bir soğuk algınlığı olduğunu varsaydı.

  • You are presumed innocent until proven guilty in a court of law.

    Bir mahkemede suçlu olduğunuz kanıtlanana kadar masum varsayılırsınız.

  • Given his experience, I presume he will handle the situation well.

    Tecrübesi göz önüne alındığında, durumu iyi idare edeceğini varsayıyorum.

  • Let's presume for a moment that your plan succeeds; what is the next step?

    Planının başarılı olduğunu bir an varsayalım; sonraki adım ne?

  • The archaeologists presumed the artifact was from the Roman era due to its design.

    Arkeologlar, tasarımından dolayı eserin Roma döneminden olduğunu varsaydılar.

  • I saw the lights were off and presumed nobody was home.

    Işıklar kapalıydı ve evde kimse olmadığını varsaydım.

  • It is reasonable to presume that prices will rise if demand increases.

    Talep artarsa fiyatların yükseleceğini varsaymak makuldür.

Eş anlamlılar

farz etmek
sanmak
tahmin etmek

Diğer anlamlar

  • B2
    farz etmek, varsaymak(bu sayfa)
  • C1
    haddini aşmak, cüret etmekBu anlama git

İlgili kelimeler

retreat

geri çekilmek

Fiiller

Bir yerden veya durumdan uzaklaşmak, geri çekilmek; özellikle bir tehdit, tehlike veya rahatsız edici bir durumdan kaçınmak için. Ayrıca, inzivaya çekilmek, sessiz ve huzurlu bir yere gitmek anlamında…

govern

yönetmek

Fiiller

Bir ülkeyi, kurumu, organizasyonu veya süreci idare etmek, yönlendirmek ve kontrol etmek. Kurallar koymak, kararlar almak ve bir sistemin işleyişinden sorumlu olmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyin d…

insure

sigortalamak

Fiiller

Bir şeyin (mal, mülk, hayat, sağlık vb.) olası bir risk, zarar veya kayba karşı güvence altına alınması için bir sigorta şirketiyle anlaşma yapmak, poliçe düzenlemek. Ayrıca, bir şeyi garanti altına a…

accuse

suçlamak

Fiiller

Bir kişiyi bir suç veya yanlış bir eylem işlemekle itham etmek, onu bir kabahatle suçlu olarak göstermek. Resmi bir suçlama veya günlük konuşmada birini bir şeyden sorumlu tutmak anlamında kullanılır.

adapt

uyum sağlamak, adapte olmak

Fiiller

Bir şeyi yeni koşullara, durumlara veya ortamlara göre değiştirmek, ayarlamak veya kendini bu yeni şartlara alıştırmak. Bu süreç fiziksel, davranışsal veya zihinsel bir değişimi içerebilir.

alter

değiştirmek

Fiiller

Bir şeyin durumunu, biçimini, içeriğini veya görünümünü farklı bir hale getirmek, başka türlü yapmak. Genellikle küçük veya orta ölçekli değişiklikler için kullanılır, tamamen yeniden yapmaktan ziyade…

appoint

atamak

Fiiller

Bir kişiyi resmi olarak bir göreve, pozisyona veya işe getirmek; bir görev için seçmek ve tayin etmek. Ayrıca, bir toplantı veya randevu için zaman ve yer belirlemek anlamında da kullanılabilir.

assume

varsaymak, farz etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu kanıt olmadan kabul etmek veya bir durumun gerçekleşeceğini düşünerek hareket etmek. Ayrıca, bir rolü veya sorumluluğu üstlenmek anlamında da kullanılır.

assure

temin etmek, garanti etmek

Fiiller

Bir şeyin kesinlikle olacağına veya doğru olduğuna dair güvence vermek, söz vermek veya bir durumu garanti altına almak anlamına gelir. Bir kişiyi endişelerinden kurtarmak için güven vermek için de ku…

bind

bağlamak

Fiiller

Bir şeyi başka bir şeye fiziksel olarak sabitlemek, tutturmak veya bir arada tutmak için kullanılan fiil. Ayrıca, bir sözleşme veya yasal yükümlülük altına sokmak, mecazen bir duruma veya duyguya haps…