reserve

//rɪˈzɜːrv//

Fiiller
B1

Çeviri

ayırmak, rezerve etmek

Tanım

'Reserve' fiili, bir şeyi gelecekteki bir kullanım veya belirli bir kişi için şimdiden ayırmak, tutmak anlamına gelir. Bu, bir hizmeti (otel odası, restoran masası) veya bir nesneyi (kitap, bilet) önceden talep edip, başkalarının almasını engelleyerek güvence altına almak için yaygın olarak kullanılır. İşlem genellikle bir ödeme veya iletişim bilgisi verilerek yapılır. Günlük ve resmi bağlamlarda sıkça karşılaşılan bir eylemdir.

Örnek

  • We should reserve a table at the restaurant for Friday night.

    Cuma gecesi için restoranda bir masa ayırmalıyız.

  • I reserved a rental car online for our holiday.

    Tatilimiz için internetten bir kiralık araba rezerve ettim.

  • Could you reserve two tickets for the concert?

    Konser için iki bilet ayırabilir misiniz?

  • This parking space is reserved for disabled drivers.

    Bu park yeri engelli sürücüler için ayrılmıştır.

  • She called to reserve a hotel room with a sea view.

    Deniz manzaralı bir otel odası ayırtmak için aradı.

  • You need to reserve your seat on the train in advance.

    Trendeki koltuğunuzu önceden ayırtmanız gerekiyor.

  • The library allows you to reserve books that are currently on loan.

    Kütüphane, şu anda ödünç alınmış kitapları ayırmanıza izin verir.

  • He reserved the conference room for the 3 p.m. meeting.

    Saat 15.00'teki toplantı için konferans salonunu ayırdı.

  • It's a good idea to reserve your flight early to get a cheaper price.

    Daha ucuza almak için uçuşunuzu erken ayırtmak iyi bir fikirdir.

  • They have reserved the best seats in the theatre for the guests.

    Tiyatrodaki en iyi koltukları misafirler için ayırmışlar.

Eş anlamlılar

ayırtmak
tutmak
bloke etmek

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.