recall

//rɪˈkɔːl//

Fiiller
B1

Çeviri

hatırlamak

Tanım

Recall, geçmişte öğrenilmiş veya yaşanmış bir bilgiyi, olayı veya duyguyu zihinde yeniden canlandırmak, anımsamak anlamına gelir. Bu fiil, genellikle bilinçli bir çaba ile hafızadan bir şeyi geri getirmeyi ifade eder. Günlük konuşmada ve resmi bağlamlarda yaygın olarak kullanılır. Örneğin, bir ismi, bir yüzü, bir olayın detaylarını veya öğrenilen bir bilgiyi hatırlamak için kullanılabilir. Unutmanın zıttı olarak düşünülebilir ve hafıza işleviyle doğrudan ilişkilidir.

Örnek

  • I can't recall where I put my keys this morning.

    Anahtarlarımı bu sabah nereye koyduğumu hatırlayamıyorum.

  • Can you recall the name of the restaurant we went to last year?

    Geçen yıl gittiğimiz restoranın adını hatırlayabilir misin?

  • She has an amazing ability to recall facts and figures.

    Onun olayları ve rakamları hatırlama konusunda inanılmaz bir yeteneği var.

  • The witness was asked to recall the events of that night in detail.

    Tanıktan o geceki olayları ayrıntılı olarak hatırlaması istendi.

  • I vaguely recall meeting him at a conference once.

    Onu bir konferansta bir kez tanıştığımı belli belirsiz hatırlıyorum.

  • This song always helps me recall happy childhood memories.

    Bu şarkı bana her zaman mutlu çocukluk anılarını hatırlatır.

  • Try to recall the instructions the teacher gave us.

    Öğretmenin bize verdiği talimatları hatırlamaya çalış.

  • He struggled to recall the password for his old email account.

    Eski e-posta hesabının şifresini hatırlamakta zorlandı.

  • As I get older, I find it harder to recall people's names immediately.

    Yaşlandıkça, insanların isimlerini hemen hatırlamanın daha zor olduğunu görüyorum.

  • The smell of fresh bread recalls memories of my grandmother's kitchen.

    Taze ekmeğin kokusu, büyükannemin mutfağına dair anıları hatırlatıyor.

Eş anlamlılar

anımsamak
hatırlamak
geri getirmek (hafızada)

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.