whisper

//ˈwɪspər//

Fiiller
A2

Çeviri

fısıldamak

Tanım

Whisper, ses tellerini kullanmadan, sadece nefesle ve düşük bir tonda konuşma eylemidir. Genellikle bir sırrı paylaşırken, sessiz bir ortamda konuşurken veya başkalarının duymasını istemediğiniz bir şey söylerken kullanılır. Fısıldamak, normal konuşmaya göre daha az enerji gerektirir ve samimi veya gizli bir iletişim biçimi olarak algılanır. Günlük hayatta, özellikle kütüphane, sinema veya toplantı gibi sessiz olunması gereken yerlerde sıkça başvurulan bir yöntemdir.

Örnek

  • She leaned in to whisper a secret in my ear.

    Kulağıma bir sır fısıldamak için eğildi.

  • Please whisper in the library so you don't disturb others.

    Lütfen kütüphanede başkalarını rahatsız etmemek için fısıldayarak konuşun.

  • I could hear them whisper about the surprise party.

    Sürpriz parti hakkında fısıldaştıklarını duyabiliyordum.

  • He whispered a prayer before the exam.

    Sınavdan önce bir dua fısıldadı.

  • The wind seemed to whisper through the trees.

    Rüzgar ağaçların arasından fısıldıyor gibiydi.

  • Don't whisper; I can't hear you properly.

    Fısıldama; seni doğru duyamıyorum.

  • They whispered to each other during the movie.

    Film sırasında birbirlerine fısıldadılar.

  • She whispered his name softly in the dark.

    Karanlıkta adını yavaşça fısıldadı.

  • The teacher asked the students to stop whispering.

    Öğretmen öğrencilerden fısıldaşmayı bırakmalarını istedi.

  • I heard a whisper coming from the next room.

    Yan odadan gelen bir fısıltı duydum.

Eş anlamlılar

fısıltıyla konuşmak
mırıldanmak
gizlice söylemek

İlgili kelimeler

bear

ayı

İsimler
Animals

Bear, İngilizcede 'ayı' anlamına gelen bir isimdir ve genellikle büyük, güçlü, kalın tüylü bir memeli hayvanı ifade eder. Bu hayvanlar ormanlık alanlarda yaşar, etçil veya otçul beslenebilir ve kış uy…

duck

sakınmak, eğilmek

Fiiller
Animals

Duck fiili, bir şeyden kaçınmak veya bir darbeden korunmak için başı veya vücudu hızla aşağı eğmek anlamına gelir. Genellikle fiziksel bir tehlikeden (örneğin uçan bir cisim) sakınmak için yapılan ani…

face

yüzleşmek, karşı karşıya gelmek

Fiiller
The body and the face

Face fiili, bir durum, sorun veya gerçekle yüzleşmek, onunla karşı karşıya gelmek anlamına gelir. Genellikle zor veya rahatsız edici bir şeyi kabul etmek veya onunla başa çıkmak için kullanılır. Bu ku…

hand

yardım etmek, vermek

Fiiller
The body and the face

Hand fiili, birine yardım etmek veya bir şeyi vermek anlamında kullanılır. Günlük dilde sıkça karşılaşılan bu kullanım, genellikle bir nesneyi uzatma veya bir işte destek olma durumlarını ifade eder.…

dress

giyinmek

Fiiller
Clothes

Dress fiili, bir kişinin üzerine kıyafet giyme eylemini ifade eder. Günlük hayatta sıkça kullanılan bu kelime, özellikle sabah kalktıktan sonra veya bir yere gitmeden önce kıyafet seçip giymeyi anlatı…

wear

takmak

Fiiller
Clothes

Wear, bir aksesuarı veya süs eşyasını vücudun bir yerine takmak anlamında kullanılır. Genellikle takı, saat, gözlük, kravat, kemer gibi nesneler için tercih edilir. Günlük konuşmalarda sıkça geçen bu…

cry

ağlamak

Fiiller
Family and friends

'Cry' fiili, genellikle üzüntü, acı, sevinç veya duygusal bir tepki sonucu gözyaşı dökmek anlamına gelir. İngilizcede hem fiziksel eylemi (gözlerden yaş akması) hem de bu eylemi sesli veya sessiz bir…

drive

sürmek, yönlendirmek

Fiiller
Transport

Drive fiili, bir aracı (araba, otobüs, kamyon gibi) kullanarak hareket ettirmek veya bir hayvanı yönlendirerek ilerletmek anlamına gelir. Bu kullanımda, kişi aracın kontrolünü elinde tutar ve onu iste…

fly

sinek

İsimler
Transport

Fly, İngilizcede 'sinek' anlamına gelir ve genellikle evlerde, dışarıda veya hayvanların çevresinde bulunan, kanatlı küçük bir böceği ifade eder. Bu kelime, günlük konuşmalarda sıkça karşılaşılan bir…

ride

binmek, sürmek

Fiiller
Transport

Ride fiili, bir bisiklet, motosiklet veya ata binip onu kontrol ederek hareket etmek anlamına gelir. Genellikle bir aracın veya hayvanın üzerine oturup onu yönlendirerek seyahat etmeyi ifade eder. Bu…