whisper
//ˈwɪspər//
Çeviri
fısıldamak
Tanım
Whisper, ses tellerini kullanmadan, sadece nefesle ve düşük bir tonda konuşma eylemidir. Genellikle bir sırrı paylaşırken, sessiz bir ortamda konuşurken veya başkalarının duymasını istemediğiniz bir şey söylerken kullanılır. Fısıldamak, normal konuşmaya göre daha az enerji gerektirir ve samimi veya gizli bir iletişim biçimi olarak algılanır. Günlük hayatta, özellikle kütüphane, sinema veya toplantı gibi sessiz olunması gereken yerlerde sıkça başvurulan bir yöntemdir.
Örnek
“She leaned in to whisper a secret in my ear.”
Kulağıma bir sır fısıldamak için eğildi.
“Please whisper in the library so you don't disturb others.”
Lütfen kütüphanede başkalarını rahatsız etmemek için fısıldayarak konuşun.
“I could hear them whisper about the surprise party.”
Sürpriz parti hakkında fısıldaştıklarını duyabiliyordum.
“He whispered a prayer before the exam.”
Sınavdan önce bir dua fısıldadı.
“The wind seemed to whisper through the trees.”
Rüzgar ağaçların arasından fısıldıyor gibiydi.
“Don't whisper; I can't hear you properly.”
Fısıldama; seni doğru duyamıyorum.
“They whispered to each other during the movie.”
Film sırasında birbirlerine fısıldadılar.
“She whispered his name softly in the dark.”
Karanlıkta adını yavaşça fısıldadı.
“The teacher asked the students to stop whispering.”
Öğretmen öğrencilerden fısıldaşmayı bırakmalarını istedi.
“I heard a whisper coming from the next room.”
Yan odadan gelen bir fısıltı duydum.
Eş anlamlılar