touch
//tʌtʃ//
Çeviri
dokunmak
Tanım
Touch, bir şeye elle veya vücudun başka bir kısmıyla temas etmek anlamına gelir. Genellikle fiziksel teması ifade eder, ancak duygusal anlamda da kullanılabilir. Günlük hayatta sıkça kullanılan bir fiildir; bir nesneye hafifçe dokunmaktan, birinin omzuna dokunarak dikkatini çekmeye kadar geniş bir kullanım alanı vardır. Örneğin, 'Don't touch the hot stove' (Sıcak sobaya dokunma) cümlesinde olduğu gibi uyarı amaçlı veya 'The fabric feels soft to the touch' (Kumaş dokununca yumuşak geliyor) gibi duyusal bir deneyimi anlatmak için kullanılır. Bu kelimenin ayrıca 'temas etmek', 'dokunuş' gibi başka anlamları da vardır, ancak burada en yaygın kullanımı olan 'dokunmak' fiili ele alınmıştır.
Örnek
“Please don't touch the paintings in the gallery.”
Lütfen galerideki tablolara dokunmayın.
“She touched his arm gently to get his attention.”
Dikkatini çekmek için koluna hafifçe dokundu.
“The child touched the snow for the first time.”
Çocuk ilk kez kara dokundu.
“Can you touch the ceiling?”
Tavana dokunabiliyor musun?
“He touched the wound carefully to check the pain.”
Acıyı kontrol etmek için yaraya dikkatlice dokundu.
“The cat touched the toy with its paw.”
Kedi patisiyle oyuncağa dokundu.
“I felt someone touch my shoulder from behind.”
Arkamdan birinin omzuma dokunduğunu hissettim.
“Don't touch the wire; it's dangerous.”
Tele dokunma; tehlikeli.
“She touched the flower petals to feel their softness.”
Yumuşaklığını hissetmek için çiçek yapraklarına dokundu.
“The doctor touched the patient's forehead to check for fever.”
Doktor, ateşi kontrol etmek için hastanın alnına dokundu.
Eş anlamlılar